NEOTETİS'İN İKİ MİRASI: TRODOS ve KIZILDAĞ OFİYOLİTİ Neotetis Okyanusu, gerek kuzey gerekse güney kollarının kapanmasıyla Anadolu coğrafyasına sadece karmaşık bir tektonik yapı değil, paha biçilemez bir jeolojik miras ve çok büyük maden yatakları bıraktı... Bugün Türkiye'de keşfedilen ve aktif olarak işletilen birçok önemli maden yatağının (özellikle ofiyolitik kuşaklardaki nikel ve magmatik yaylardaki altın yataklarının) temelinde bu devasa okyanusun kapanma evreleri yatıyor. Yeni rezervlerin keşfi ve mevcut potansiyelin doğru değerlendirilmesi için Neotetis'in bıraktığı bu mirası ve tektonik evrimi çok iyi okumamız gerekmektedir. Bu mirasın şifrelerini çözmeden, yerin altındaki potansiyeli tam anlamıyla kavramamız mümkün değildir. Sizce ülkemizdeki ofiyolitik kuşakların ve çarpışma zonlarının barındırdığı maden potansiyelini yeterince anlayıp değerlendirebiliyor muyuz? Ahmet Sarıkaya
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Kritik minerallerin gölgesinde korumacılık rüzgârları ve Türkiye’nin pozisyonu Makaleler Öne Çıkanlar 10 Şubat 2026 Dr. Nejat Tamzok / Ankara, Ocak 2026 21. yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakırken, küresel gelişmelerin karşımıza çıkardığı tablo çok net: Önümüzdeki yeni dönemde, madenler, dünyanın siyasi ve ekonomik dengelerini belirleyen güç unsurları arasında ön sıralarda yer alacak. Bu gelişmenin ardındaki asıl itici güç ise iklim değişikliği olgusuna karşı tüm dünyada başlayan enerji dönüşümü süreci. Dünyada, özellikle yeşil enerjiye geçiş ve bununla bağlantılı dijitalleşme süreçleri için vazgeçilmez olan kritik minerallere olan talepte büyük miktarlarda ve sürekli bir artış yaşanmakta. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre; Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşmak için temiz enerji teknolojilerinin ihtiyaç duyacağı mineral talebi, önümüzdeki 15 yıl içinde dört katına çıkacak. Diğer taraftan, dünyadaki kentsel nüfusun 2050 yılına kadar iki katından fazla artacağı ve ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Afrika'nın Stratejik Mineralleri Özeti 2026, kıtanın mineral zenginliğinin ekonomik değerini net olarak ortaya koyuyor Afrika'nın mineral sorununun kaynakları altyapıya, endüstriyel kapasiteye ve bölgesel değer zincirlerine dönüştürmek olduğunu vurguluyor. Mineralleri enerji, ulaşım, endüstriyel bölgeler, talep temelleri ve küresel tedarik zinciri dinamikleriyle ilişkilendirerek, koordinasyonun proje ekonomisini önemli ölçüde iyileştirebileceği, zenginleştirmenin ticari olarak uygulanabilir olduğu ve Afrika'nın hem bölgesel hem de küresel değer zincirlerinde kalıcı konumlar oluşturabileceği yerleri belirliyor. Özet açık olarak şu mesajı veriyor: Afrika'nın mineral zenginliği, ancak altyapıya, toplam talebe ve entegre endüstriyel sistemlere yerleştirildiğinde dönüştürücü hale gelecektir. KAYNAK https://lnkd.in/d9azqDYy
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
EPİTERMAL ALTIN YATAKLARI ve OLUŞUM SÜREÇLERİ 1. Epitermal Yatakların Altın Üretimindeki Önemi 2024 yılı verilerine göre altın üretimi ülke bazında net olarak raporlanmış olsa da, epitermal yataklardan elde edilen üretimin yüzdesi resmi kaynaklarda belirtilmemektedir. Jeoloji literatürü ve saha çalışmaları bu payı yaklaşık %20–30 olarak tahmin etmektedir. Yüksek tenörlü olmaları ve yüzeye yakın bulunmaları sayesinde işletme maliyetlerini düşüren epitermal yataklar, özellikle gümüş ile birlikte değerli metallerin ekonomik olarak kazanılmasına olanak tanır; bu özellikleriyle madencilik şirketleri için son derece cazip ve stratejik kaynaklar olarak değerlendirilmektedir. 2. Epitermal bir derinlik tanımı değil, genetik bir sınıftır Epitermal sistemler, magmatik ısı kaynağına bağlı hidrotermal akışkanların genellikle yüzeye yakın (yaklaşık <1–1,5 km) seviyelerde metal çökelimiyle oluşur. Bu nedenle yalnızca sığda bulunan her altın yatağı epitermal değilğir; magmatik-hidrotermal kök...