HEBA OLAN YERALTI MADEN DEĞERLERİMİZ

Bu yazıyı paylaşmaktaki amacım, yıllar boyunca ülkemizin yeraltı zenginliklerinin yabancı kuruluşlar tarafından nasıl işletildiğini ve bu süreçte ne kadar büyük değerlerin göz göre göre kaybedildiğini vurgulamaktır. Konuya ilişkin, meslek hayatım boyunca yaşadığım ve hafızamdan hiç silinmeyen bir olayı anlatmak istiyorum.
7 Haziran 2026 Pazar günü eşimle birlikte Fethiye’nin Çenger Köyü’nde yaşayan bir dostumuzu ziyaret ettik. Çenger Köyü’nün biz krom madencileri için özel bir anlamı vardır. Çünkü burada, Fransız Ugine Grubu’na bağlı Fethiye Maden Şirketi tarafından işletilmiş olan Yürek-Çenger Krom Ocağı bulunmaktadır.
1974 yılında MTA’dan Etibank Üçköprü Krom İşletmeleri Müessese Müdürlüğü’ne düz jeolog olarak geçtim. Başmühendisim Sayın Güngör Berk ile birlikte çalışan krom ocaklarını dolaşmaya başladık. Göreve başladıktan yaklaşık üç ay sonra, Fransızlardan 1954 yılında devralınan krom konsantre tesisinin bulunduğu Fethiye Karagedik Bölgesi’ndeki tesislere geldik. Amacımız, Fransız şirketlerinden devralınan maden sahalarında yapılabilecek arama ve geliştirme çalışmalarına yönelik projeler hazırlamaktı.
Kalabalık bir ekip halinde, Fransızların ocaklardan cevher taşımak amacıyla dekovil hattı güzergâhında açtıkları yolu takip ederek Yürek-Çenger Ocağı’na ulaştık. Elimizde yalnızca Fransızların hazırladığı eski imalat planları vardı. Galeri girişleri dinamitle patlatılarak kapatılmıştı. Galerilerin önünde ise krom parçaları içeren devasa pasa yığınları bulunuyordu.Teknik Müdürümüz rahmetli Ahmet Tokgöz Bey bana: “Muzaffer, galeri önlerindeki pasa miktarlarını hesapla. Numuneler alalım; analiz sonuçları olumlu çıkarsa bunları tesise besleyelim.” talimatını verdi. Etüt-Proje Başmühendisimiz Sayın Yalçın Tok ise:“Topoğraf ekibini de buraya getir, ölçümleri onlar yapsınlar.” dedi.
Yaklaşık bir hafta sonra ölçümler tamamlandı. Analiz sonuçlarını Güngör Bey’in onayından geçirerek üst makamlara sundum. Hesaplamalar sonucunda, büyük bölümü cevher partikülleri içeren pasa miktarının 1 milyon m³’ün üzerinde olduğu ortaya çıkmıştı.Konu ile ilgili teknik toplantıda Üretim Başmühendisi Sayın Duran Bayraktar: “Yürek-Çenger Ocağı’ndan 600 bin ton cevher çıkarıldığı söyleniyor. Ancak 1 milyon m³ pasa bulunan bir yerde, nereden bakarsanız bakın en az 1-2 milyon tonluk bir üretim söz konusudur. Buna ağmen bölge için deklare edilen rakam yalnızca 150 bin ton olmuş.”şeklindeki değerlendirmesiyle dikkatimi çekmişti.
1976 yılında Sayın Rıfat Kont Müessese Müdürü olarak göreve başladı. Yaklaşık beş ay sonra bir komisyon kuruldu. Amaç, Karagedik tesislerinde Fransızlardan devralınan evrakların muhafaza edildiği, kırmızı mühürlerle kapatılmış yaklaşık elli adet kontrplak ve tahta dolabın açılmasıydı.Komisyon huzurunda açılan dolaplardan çıkan haritaları, imalat planlarını ve diğer teknik belgeleri topladım. Bunlar arasında son derece değerli bilgiler bulunuyordu.
1985 yılında Etibank Genel Müdürlüğü ile Fransızların BRGM kuruluşu arasında bir iş birliği başlatıldı. Bu ortaklıkta Etibank adına koordinatör olarak görev yaptım. Üç yıl boyunca başta Güneybatı Anadolu olmak üzere, geçmişte Fransız şirketleri tarafından işletilmiş krom sahalarını Fransız uzmanlarla birlikte dolaştık. Fransız ekibinde Jean Feraud, Michel Beurrier, Michel Laval ve Daniel Cassard gibi isimler bulunuyordu.
Bir ortak toplantı sırasında Fransız meslektaşlarımız Yürek-Çenger Ocağı’na ait bir harita çıkardılar. Haritayı incelemeye başladığımda, bunun benim 1974 yılında gördüğüm ve Etibank arşivlerinde bulunan haritalara hiç benzemediğini fark ettim. Son derece ayrıntılı jeolojik verilerin işlendiği kapsamlı bir imalat planıydı. Harita üzerinde yıllara göre yapılan üretim miktarları da yer alıyordu. Gördüğüm rakamlar yaklaşık 2 milyon ton üretime işaret ediyordu. Hiç unutmuyorum; haritayı dikkatle incelemeye başladığım sırada Fransız meslektaşlarım haritayı önümden alarak hemen kaldırdılar. O an yaşadığım üzüntüyü ve hayal kırıklığını tarif etmem mümkün değildir.
Durumu önce Müessese Müdürümüz Sayın Muzaffer Fikirlier’e, ardından da Genel Müdürlüğe yazılı olarak bildirdim.Ankara’da yapılan bir teknik toplantıda Genel Müdürümüz Sayın Dr. Süha Nizamoğlu’nun bana söylediği şu sözler hâlâ kulaklarımda çınlamaktadır:“Muzaffer Bey, ne değerlerimiz göz göre göre heba olup gitti.”
Yürek-Çenger Krom Ocağı, Etibank döneminde yeniden üretime alınmamış, ancak galeri ağızları açılmış, temizlenmiş ve eski imalat panoları incelenmiştir. Cevherleşme podiform tip yataklar içerisinde gelişmiş olup Batı, Merkez ve Doğu ocakları olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Üretim boşluklarının önemli bir kısmı düşük tenörlü cevherlerle doldurulmuş ve bu malzeme ramble amacıyla kullanılmıştır. Bu durum, yatağın jeolojik yapısının ve işletme geçmişinin anlaşılması açısından önemli bir veri oluşturmaktadır.
Yaptığımız genel değerlendirmelere göre Yürek-Çenger Ocağı’ndan toplam 2 milyon tonun üzerinde tüvenan krom cevheri üretildiği düşünülmektedir. Daha geniş açıdan bakıldığında ise, kapitülasyonlarla verilen ayrıcalıklar sayesinde 1860-1930 yılları arasında Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde bulunan 300’den fazla kromit mostrasından ve yüzeylenmesinden, şahsi hesaplamalarıma göre 10 milyon tonun üzerinde kromit cevheri Avrupa’ya taşınmış veya daha açık ifade ile kaçırılmıştır. Osmanlı döneminde hâkim olan “Alt tarafı taş” anlayışı nedeniyle madenlerimiz yeterli denetimden uzak bir şekilde yabancı şirketlerin kontrolüne bırakılmıştır.
Meslek hayatım boyunca yabancı kuruluşlar tarafından işletilmiş hemen bütün krom ocaklarını dolaşmış ve yerinde inceleme fırsatı bulmuş bir jeolog olarak, bugün geriye dönüp baktığımda, ülkemizin yeraltı zenginliklerinin önemli bir bölümünün gerçek değerleri bilinmeden kaybedildiğini üzülerek görmekteyim. Bu nedenle geçmişten ders çıkararak, sahip olduğumuz doğal kaynakların bilimsel veriler ışığında araştırılması, korunması ve gelecek nesiller adına en verimli şekilde değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Muzaffer ÖZOKTAY

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geological Methods in Mineral Exploration and Mining / Roger Marjoribanks

Baz metal yataklarının uzaktan algılama ile belirlenmesine bir örnek: Hakkari güneyi…

Çatalçam (Soma-Manisa) Au-Pb-Zn-Cu cevherleşmesinin jeolojik, mineralojikpetrografik ve sıvı kapanım özellikleri

ALACAKAYA (ELAZIĞ) MERMERİNDE GULEMAN OFİYOLİTİNİN MUCİZESİ

Tectonic Triggers for Postsubduction Magmatic-Hydrothermal Gold Metallogeny in the Late Cenozoic Anatolian Metallogenic Trend, Türkiye