ÇİN’İN KUŞAK VE YOL GİRİŞİMİ / TÜRKİYE İÇİN FIRSATLAR, RİSKLER VE ÖNERİLER
ÇİN’İN KUŞAK VE YOL GİRİŞİMİ
COVID-19 SALGINI SONRASI DÖNEMDE TÜRKİYE İÇİN FIRSATLAR RİSKLER VE ÖNERİLER
DEİK / DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER KURULU, 2022
Ekonomik yükselişini sürdüren Çin günümüzde dünyanın en büyük ikinci ekonomisi, en fazla ih¬racat yapan ülkesi ve aynı zamanda en büyük ikinci ithalatçısı konumuna gelmiş; bununla bir¬likte dünyanın farklı bölgelerinde gerçekleştirdi¬ği altyapı ve yatırım projeleri ile de küresel eko¬nomi içerisinde farklı bir konuma ulaşmıştır. İlk olarak 2013 yılında ortaya konulan ve ilerleyen yıllarda somut projelerle hayata geçirilen Kuşak ve Yol Girişimi de Çin’in bu başat konumunu ön plana çıkartmaktadır.
Çin’in güçlenen ekonomik konumu ve Kuşak ve Yol Girişimi, diğer ülkeler için bir taraftan yeni fırsatlar oluşturduğu gibi, diğer taraftan ulus¬lararası ölçekte şiddetlenen bir rekabet ortamı ve Çin’e bağımlılığın artmasının getirebileceği kırılganlıklar nedeniyle yeni meydan okumalara ve tehditlere de yol açmaktadır. Bu koşullar al¬tında, Türkiye de dahil olmak üzere tüm ülkeler için esas olan, kendi avantajlarını doğru kullana¬rak ortaya çıkan fırsatlardan azami şekilde fayda sağlamak, ancak aynı zamanda oluşan tehditleri ve riskleri de iyi bir şekilde yöneterek bunların etkisini asgariye indirmektir.
Türkiye’nin genel olarak Çin’in giderek artan bir ağırlığının söz konusu olduğu bir küresel ekonomik ortamda ve özel olarak da Kuşak ve Yol Girişimi üzerinde en yapıcı şekilde konum-landırılması amacıyla DEİK tarafından 2019’da yayınlanan raporda ülkemiz için beş strateji ayağı belirlenmiş ve bu bağlamda Türkiye’nin Çin yatırımı açısından çekiciliğinin artırılması; Türkiye’nin Çin ile beraber üretmesi ve teknoloji geliştirmesi; Türkiye’nin öncelikli olarak bir lojis¬tik merkezi haline gelmesi; Çin ile birlikte başka pazarlara öncelik verilmesi ve girilmesi; ve Ku¬şak ve Yol Girişimi yoluyla genişleyen ticarete öncelik verilmesi hususlarına vurgu yapılmıştır.
Bu raporun yayınlanmasından yaklaşık bir yıl sonra tüm dünyayı etkisi altına alan yeni koro-navirüs (Covid-19) salgını tüm dünyayı ağır bir şekilde etkilemiş, ekonomiler üzerinde gerek arz gerekse talep tarafında şoklar yaratmış, eko¬nomik ilişkilerin ve iş hayatının hızla değişen ko¬şullara adapte olacak şekilde yeniden yapılandı¬rılmasına gerek duyulan bir döneme girilmesine yol açmıştır. Bugün yaşanan bu yeniden yapılan¬ma, virüs tamamen kontrol altına alındıktan son¬ra da kalıcı olacak ve salgın sonrasında küresel ekonomi ve ulusal ekonomiler yeni bir normale geçiş yapacaklardır. Bu “yeni normal”in de za¬man kaybedilmeden, bugünden başlayarak ta¬sarlanması gerekmektedir.
Bu amaç doğrultusunda, salgın koşullarının ge¬tirmiş olduğu hızlı değişim çerçevesinde bahsi geçen raporun güncellenmesi, Türkiye’nin sal¬gın sonrasının dünyasındaki ekonomik ilişkileri-ne katkı sağlamak amacıyla fırsatları ve riskleri objektif bir şekilde ele alarak bu yeni dönem için Kuşak ve Yol Girişimi’ne ve Çin ile ekono¬mik ilişkilere yönelik yeni bir yol haritası ortaya çıkartılması ihtiyacı hasıl olmuştur.
Bu çalışma, öncelikle Covid-19 salgını ile küre¬sel ekonominin değişen parametrelerini ele ala-rak, yeni normale doğru giden süreç içerisinde Çin ekonomisini ve Kuşak ve Yol Girişimi’ni mer¬cek altına almakta, ve aynı süreçte Türkiye’nin oluşan yeni fırsatlardan mümkün olduğunca fay¬da sağlarken artan rekabet ortamına ve risklere karşı da daha korunaklı ve dirençli bir konumda olabilmesi için bir dizi analizler ışığında somut öneriler getirmektedir. Bu bağlamda ön plana çıkan bazı ana çıktılar aşağıda özetlenmektedir.
Çin’e ihracatı artırmak
Kuşak ve Yol Girişimi her ne kadar büyük alt¬yapı projeleri ile gündeme gelse de esas ola¬rak Asya ile Avrupa arasındaki bağlantıları tüm boyutları ile güçlendirmeyi hedeflemektedir ve bu anlamda ticaret bağlantılarının kuvvetlendi¬rilmesi de bir öncelik olarak ön plana çıkmak-tadır. Türkiye’nin Çin ile olan ticaretinde sahip olduğu ticaret açığı düşünüldüğünde, ülkemiz açısından söz konusu ülkeye ihracatı artırmak temel bir hedeftir.
Ürün bazında yapılan analizde Türkiye’nin Çin’e ihracat açısından özellikle tarım ve gıda ürün¬leri, makina imalat, madencilik, tekstil ve hazır giyim, ve kimyasal ürünler alanlarında birçok kalemde henüz yeterince değerlendirileme¬yen bir potansiyele sahip olduğu görülmüştür. Tespit edilen yüksek ihracat potansiyeli taşıyan ürünler için ürün bazında pazara giriş ve pazar payı artırma çalışmaları yapılmalı, Türkiye’nin Çin’e ihraç ürünlerinin mümkün olduğu kadar son mamul ürünler olmasına, yarı mamul ih¬raç edilecek ise de bu yarı mamuller ile Çin’de üretilecek son mamullerin daha sonra Türk ih¬racatçısına başka pazarlarda rakip olmamasına dikkat edilmelidir.
Bununla birlikte salgın sonrası dönemde küre¬sel tedarik zincirleri yeniden şekillenirken, ulus-lararası ölçekte üretim yapan Türk firmalarının tedarik zincirlerini daha sağlıklı kullanabilmeleri¬nin sağlanması ve Türkiye’nin özellikle Avrupalı şirketler için Akdeniz coğrafyasında sadece dü¬şük maliyet değil, yüksek katma değerli üretim kapasitesiyle ve zengin iç pazarıyla bir üretim üssü olarak konumlandırılması öncelikli olan ko¬nulardır.
Daha güçlü lojistik imkânları
Kuşak ve Yol Girişimi temelinde kara ve deniz hatları üzerinden Çin’den Avrupa’ya kadar uza-nan bir kuşak içerisinde lojistik altyapısının güç¬lendirilmesini amaçlamaktadır ve bu da ilgili ülkeler arasındaki bağlantıların geliştirilerek ta¬şımacılığın ve ticaretin daha verimli bir şekilde yapılmasını sağlayacaktır. Türkiye kıtaları birbir¬lerine bağlayan coğrafi konumu sayesinde Ku-şak ve Yol Girişimi için merkezi bir noktada yer almakta olduğu gibi girişimin sunduğu imkânlar da Türkiye’nin kendi sürdürülebilir ekonomik kalkınma hedefleriyle bire bir örtüşmektedir. Ku¬şak ve Yol Girişimi bu anlamda Türkiye’nin kendi sınırları içerisindeki ulaştırma ve lojistik altyapı¬sının özellikle demiryolları, limanlar, intermodal taşımacılık altyapısı ve lojistik merkezleri gibi unsurlar üzerinden güçlendirilmesini sağlayacak ve aynı zamanda yakın coğrafyamız ile ulaştır¬ma ve lojistik bağlantılarının kuvvetlendirilerek ülkemizin kendi bölgesinde bir lojistik merkezi haline getirilmesine de katkıda bulunabilecektir.
Tüm bu hedefler doğrultusunda Türkiye’de¬ki demiryolu ve liman projelerinin Çin tarafına daha etkin bir şekilde tanıtımı ve bu firmaların söz konusu projelerde her iki taraf için de uy-gun koşullar altında yer almalarının sağlanması; Kuşak ve Yol Girişimi güzergâhı üzerindeki ül-kelerle gümrük süreçlerinin uyumlulaştırılması, hızlandırılması ve prosedürlerin dijital ortama taşınması; limanların demiryolları ile bağlantıla¬rının sağlanarak kombine taşımacılık kapasitesi¬nin artırılmasına yönelik projeler geliştirilmesi; Çin’in lojistik merkezleri konusundaki deneyi¬minden Türkiye’de kurulacak olan merkezlerde faydalanılması ve aynı zamanda Çin’de Türk ih¬raç ürünlerinin daha etkin bir şekilde tanıtımının sağlanması amacıyla bu ülkede bir Yurtdışı Lo¬jistik Merkezi kurulması önem taşımaktadır.
Çin ile yatırım ve finansman ilişkileri
Risk-getiri ve fayda-maliyet dengelerinin ko¬runması, sadece Kuşak ve Yol Girişimi bünye-sindeki büyük altyapı projeleri için değil, Türki¬ye’nin Çin ile kurmuş olduğu ya da gelecekte kuracağı yatırım ve finansman ilişkilerinin ta¬mamı için geçerli ve hayati önem taşıyan bir konudur. Çin’den Türkiye’ye yatırım akışlarının artırılması; gelen yatırımların ülkemiz ekonomi¬sine sadece sermaye girişi değil, aynı zaman¬da teknoloji transferi, know-how paylaşımı gibi alanlarda da katma değer sağlaması; tüm bu akışların temelini oluşturan finans ilişkilerinin de sürdürülebilir bir şekilde devam ettirilmesi, Türkiye’nin Çin ile ilişkilerinin daha dengeli bir şekilde geliştirilmesini sağlayacak ve ülkemizin Kuşak ve Yol Girişimi üzerindeki konumunu da güçlendirecek unsurlardır.
Dijitalleşme
Covid-19 salgını ile birlikte ulusal ekonomilerde ve küresel ekonomide yaşanan değişimin temel bir unsuru, dijitalleşmeye verilen önemin hızla artmasıdır. Dijitalleşme, salgından önceki dö¬nemde ekonomik aktörler açısından üretkenliği artırmayı sağlayacak bir olgu iken, salgın ile bir¬likte sürdürebilirliğin olmazsa olmaz bir koşulu haline gelmiş, hatta bir çok sektör ve şirket için faaliyetlerini devam ettirebilmenin şartı olarak gündemin en üst sırasına yerleşmiştir. Çin’in di¬jital teknolojilerde son dönemde yapmış olduğu atılım ve 5G, nesnelerin interneti ile yapay zeka gibi yenilikçi alanlarda dünyada öncü konuma gelmiş olması, aynı zamanda bu konumunu Di¬jital İpek Yolu konsepti ile Kuşak ve Yol Girişimi üzerinden de değerlendirerek ilgili ülkelerde di¬jital altyapılarının geliştirilmesine ve dijital tica¬ret hacimlerinin artırılmasına yönelik çalışmalara ağırlık vermesi, Türkiye de dahil olmak üzere tüm bu ülkeler için kendi ekonomilerinin dijital¬leşmesine bir katkı sağlama imkânı sunmaktadır. Bu nedenle Türkiye açısından, Çin firmalarının yatırım talepleri değerlendirilirken teknoloji yo¬ğun özellik taşıyan projelere ağırlık verilmesi, dijital ekonominin teknolojik altyapısının ve ya¬zılım tarafının güçlendirilmesine yönelik iş birliği yapılması, Çin’in büyük dijital ticaret platformla¬rında Türk firmalarının daha aktif bir şekilde yer almalarının sağlanması fayda sağlayacaktır.
Risklerin yönetilmesi
Kuşak ve Yol Girişimi dahilindeki büyük ölçekli projeler doğal olarak ekonomik, siyasi ve sosyal açılardan belirli riskler taşıdıkları gibi, söz konusu girişimin Çin öncülüğünde, Çin’in uygulamakta olduğu devlet kapitalizmi modeli doğrultusun¬da, Çin bankaları ve finans kuruluşlarının sağ¬ladığı finansman ile ve yine Çin’in büyük kamu iktisadi teşebbüsleri tarafından gerçekleştiriliyor olması da farklı şekillerde risk algılamalarının oluşmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda, Kuşak ve Yol Girişimi, esas olarak Çin’e fayda sağladı¬ğı, projelerin gerçekleştirildiği ülkelere yeterin¬ce getirisi olmadığı ve bu ülkeleri giderek Çin’e daha fazla bağımlı kıldığı; projeler için sağlanan finansmanın projelerin gerçekleştirildiği ülkeler açısından bir borç tuzağı oluşturduğu; süreçle¬rin yeterince şeffaf olmadıkları ve bu anlamda uluslararası anlamda kabul görmüş standartla¬ra uyum sağlamadıkları gibi eleştirilere maruz kalmaktadır. Bununla birlikte, Çin’in uluslarara¬sı düzendeki konumu ve diğer büyük güçlerle ilişkileri, Kuşak ve Yol Girişimi projelerinin bir jeopolitik anlaşmazlığın ortasında kalarak ilgili tarafların ciddi anlamda zarar görmesi tehdidini de ortaya çıkartmaktadır.
Kuşak ve Yol Girişimi belirli riskler taşımaktadır ve bu girişimden getiri sağlamanın en temel koşulu da risklerin doğru olarak yönetilmesidir. Gerek Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştirile¬cek projelerin, gerekse Türk firmalarının üçün¬cü ülkelerde katılım sağlayacakları projelerin ilgili taraflara ve ülkemiz ekonomisine asgari risk seviyesinde azami getiriyi sağlayabilme¬si açısından tüm paydaşları kapsayan, sadece kısa vadeli değil orta ve uzun vadede de de¬ğişebilecek risklerin kontrol altında tutulmasını ve değişen koşullara adaptasyonu sağlayacak bir risk yönetim stratejisi temel bir ihtiyaçtır. Bu stratejinin temel unsurları olarak Türkiye’de ger¬çekleştirilecek olan Kuşak ve Yol Girişimi pro¬jelerinin ve Türk firmalarının üçüncü ülkelerde iştirak edecekleri projelerin mali koşullarının net bir şekilde belirlenmiş ve şeffaf olmalarına dik¬kat edilmesi, projelerin ülke ekonomisine getiri¬leri konusunda kamuoyunun net ve düzenli bir şekilde aydınlatılması, çevre ve enerji tüketimi konularında sürdürülebilirliğin ön planda tutul¬ması, Türkiye’de gerçekleştirilecek projelerde sosyal risklerin asgariye indirilebilmesi için Çin firmalarının yerel istihdama yönelmelerinin sağ¬lanması önem taşıyan konulardır.
Çin’in Türkiye’ye bakışı
Kuşak ve Yol Girişimi’nin gelişimi, karşılıklı fay¬da prensibine, başka bir deyişle Çin’in de ilgili ülkelerin de ortak bir şekilde fayda sağlayabi¬lecekleri projelerin geliştirilmesine bağlıdır. Bu anlamda Türkiye’nin Çin’e nasıl yaklaştığı kadar Çin’in de Türkiye’ye karşı nasıl yaklaşım, içerisin¬de olduğu, Türkiye’yi Kuşak ve Yol Girişimi üze¬rinde nasıl gördüğü önem kazanmaktadır. Mev¬cut durumda Çin’in Türkiye’ye yönelik üst düzey devlet söylemi olumludur, bununla birlikte aka¬demik seviyede ve iş dünyası nezdinde de Çin tarafından Türkiye’nin coğrafi konumuna değer verildiği, Kuşak ve Yol Girişimi’nin sadece Çin’e değil Türkiye’ye de fayda sağlayacağının düşü¬nüldüğü ve bu anlamda belirli sektörlere özellik¬le vurgu yapıldığı, bununla birlikte bu faydanın artırılabilmesi için her şeyden önce karşılıklı ile-tişimin güçlendirilmesine ihtiyaç duyulduğunun belirtildiği görülmektedir. Diğer taraftan Çinli gözlemcilere göre Türkiye’de iş yapmaya yönelik bir takım riskler söz konusudur ve bu riskler Tür¬kiye’nin Kuşak ve Yol Girişimi’ndeki konumunu güçlendirmesi karşısında da bir engel teşkil et¬mektedir. Farklı ülkeler arasında risk seviyelerine göre birer sınıflandırma yapan Çinli ekonomist¬ler genellikle Türkiye’yi orta-yüksek risk grubu¬na koymakta ve Türkiye ile ilgili riskler açısından ülke ekonomisinde yaşanan dalgalanmalar ile belirli siyasi ve jeopolitik konuları ileri sürmekte¬dirler. Çin tarafının Türkiye’yi bir ekonomik ortak olarak nasıl gördüğü ve bu anlamda ne gibi risk¬lerin oluştuğu, Türk tarafının da üzerinde çalışa¬rak iyileştirme sağlayabileceği bir alandır.
Sonuç olarak salgın sonrasında yeniden şekille¬nen bir küresel ekonomi içerisinde Türkiye için Çin ile ekonomik ilişkileri geliştirmek ve Kuşak ve Yol Girişimi’nde aktif bir katılımcı olmak be-lirli riskler barındırmakla beraber bir çok açıdan yüksek bir getiri potansiyeli de taşımaktadır. Bu çalışmada söz konusu bu potansiyel tüm farklı boyutları ile analiz edilmekte ve hayata geçiri¬lebilmesi için de somut öneriler getirilmektedir. Türkiye açısından Çin ile daha sağlıklı ve daha dengeli ekonomik ilişkiler kurmak, sadece dev¬letin ya da tek bir paydaşın girişimiyle değil, tüm paydaşların iş birliği ve eşgüdümü ile mümkün olabilecektir. Bu çerçevede Türkiye tarafında özellikle ilgili bakanlıklar ve kamu kuruluşlarıyla, iş dünyasının temsilci örgütleri arasındaki eşgü¬düm hayati bir önem kazanırken, Çin tarafındaki muhatap paydaşlarla düzenli ve sağlıklı bir di¬yalog içerisinde olmak da çalışmada belirlenmiş olan adımların verimli bir şekilde atılması anla¬mında fayda sağlayacaktır.
KAYNAK:
https://www.deik.org.tr/bilgi-merkezi-yayinlar
Yorumlar
Yorum Gönder