Niğde Gümüşler Formasyonu’nda Au–Sb–Ag Cevherleşmesi


Cüneyt Atilla, Arama Müdürü, Bakar Madencilik, Ankara

Niğde Masifi içerisinde yer alan Gümüşler Formasyonu, bölgedeki önemli altın (Au), antimon (Sb) ve gümüş (Ag) cevherleşmelerine ev sahipliği yapan birimlerden biridir. Formasyon genel olarak metamorfik temelli kayaçlar ile bunları kesen hidrotermal kökenli kuvars damarları ve damar zonları ile karakterizedir. Bölgedeki cevherleşmeler, özellikle tektonik kontrollü kırık–çatlak sistemleri boyunca gelişmiştir.

Cevherleşmenin oluşumunda düşük–orta sıcaklıklı hidrotermal akışkanlar etkin rol oynamış olup, bu akışkanların derin kaynaklı magmatik sistemlerle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Hidrotermal çözeltilerin, bölgedeki fay zonları ve makaslama bantları boyunca yükselerek uygun yapısal tuzaklarda çökelmesi sonucu Au–Sb–Ag birlikteliği gelişmiştir. Bu durum, cevherleşmenin orojenik altın ve yer yer epitermal karakter göstergeleri taşıdığını ortaya koymaktadır.

Altın ve gümüş genellikle kuvars damarları, breşli zonlar ve silisleşmiş kayaçlar içerisinde ince taneli veya saçınımlı halde gözlenirken; antimon mineralizasyonu çoğunlukla stibnit (Sb₂S₃) formunda ve kuvars–karbonat eşlikli damar yapıları içerisinde bulunmaktadır. Cevher minerallerine pirit, arsenopirit, sfalerit ve galen gibi sülfür mineralleri eşlik etmekte, bu durum çok elementli bir hidrotermal sistemin varlığına işaret etmektedir.

Alterasyon açısından bakıldığında, cevherleşme çevresinde yaygın olarak silisleşme, karbonatlaşma, serizitleşme ve yer yer argilik alterasyon gözlenmektedir. Özellikle silisleşmiş zonlar, hem altın hem de antimon tenörlerinin yükseldiği alanlar olarak dikkat çekmektedir. Bu nedenle Gümüşler Formasyonu içerisinde yapılan arama çalışmalarında, yapısal hatlar ile silisleşme zonlarının birincil hedefler olarak değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Sonuç olarak Niğde Gümüşler Formasyonu, Au–Sb–Ag açısından önemli bir potansiyele sahip olup, yapısal jeoloji, alterasyon dağılımı ve jeokimyasal anomalilerin birlikte değerlendirilmesi durumunda ekonomik nitelikte cevherleşmelerin ortaya konulabileceği bir alan olarak öne çıkmaktadır. Bölgedeki mevcut veriler, sistematik sondaj ve detaylı jeolojik–jeofizik çalışmalarla desteklendiğinde, yeni ve süreklilik gösteren cevher zonlarının tanımlanabileceğini göstermektedir.




Niğde – Gümüşler – Çamardı Bölgesi



Au ± Ag Cevherleşmeleri Harita Açıklaması**


İnceleme alanı, Niğde ili Çamardı ilçesi ile Gümüşler yerleşimi arasında yer almakta olup, Orta Anadolu Kristalin Kompleksi’nin güney kesiminde konumlanmaktadır. Bölge, metamorfik temel kayaçlar, bunları kesen geç evre magmatik sokulumlar ve yaygın tektonik kırık–fay zonları ile karakterizedir. Bu yapısal unsurlar, bölgede gelişen çok evreli hidrotermal sistemlerin ana kontrolünü oluşturmaktadır.

Harita üzerinde kırmızı renkle işaretlenen alanlar, saha çalışmaları, yüzey gözlemleri, eski işletmeler ve alterasyon zonları dikkate alınarak tanımlanmış potansiyel Au ± Ag cevherleşme alanlarını göstermektedir.

1. Kuzeybatı Kesim – Sülfidik Au + Ag Zonları

(Gümüşler yerleşimi güneyi)

Bu kesimde belirlenen alanlar, kuvars–sülfid damar ve damarçıklarının yoğunlaştığı zonları temsil etmektedir. Cevherleşme;

Pirit, arsenopirit, stibnit ve yer yer sfalerit–galen eşlikli, Kuvars ± karbonat ganglı, Fay ve kırık zonları boyunca gelişmiş bir karakter sunmaktadır.

Bu zonlarda altın, çoğunlukla sülfidlerle ilişkili olup, gümüş içerikleri yer yer artış göstermektedir. Hidrotermal akışkanların yükselimi, bölgesel fay sistemleri ile doğrudan ilişkilidir. Derin seviyelerde primer (sülfidik) cevher potansiyeli yüksektir.

2. Kuzeydoğu Kesim – Sb + W + Hg + Au Damar Sistemleri

Haritanın kuzeydoğu bölümünde tanımlanan damar sistemleri, çok metal içerikli (polimetalik) bir cevherleşmeye işaret etmektedir. Bu alanlarda:

Antimon (Sb – stibnit), Tungsten (W – şelit), Cıva (Hg – sinabar), Altın (Au) birlikte gözlenmektedir.

Bu tip mineralizasyon, epitermal–mezotermal geçişli bir sistemin varlığına işaret etmekte olup, Au’nun Sb ve Hg ile birlikte bulunması, yapısal kontrollü, geç evre hidrotermal aktiviteyi göstermektedir. Bu zonlar, özellikle derinlik devamlılığı olan damar tipi Au hedefleri açısından önemlidir.

3. Orta Kesim – Yaygın Au + Ag Oksit Zonları

Haritanın orta kesiminde geniş alanlar kaplayan işaretli zonlar, oksitlenmiş Au + Ag cevherleşmelerini temsil etmektedir. Bu alanlarda:

Limonitleşme, Hematitleşme, Silisleşme ve Kil alterasyonu yaygındır.

Bu oksit zonlar, sülfidli cevherlerin yüzeye yakın seviyelerde oksidasyona uğraması sonucu oluşmuş olup, yer yer serbest altın gelişimi mümkündür. Yüzeyden işletilebilir düşük tenör–yüksek tonajlı potansiyel söz konusudur. Bu alanlar, özellikle jeokimya ve sığ sondaj çalışmaları için öncelikli hedeflerdir.

4. Güneydoğu Kesim – Oksit + Sülfid Geçişli Au + Ag Zonları

(Üçkapılı çevresi)

Bu kesimde tanımlanan alanlar, oksit zonlardan sülfid zonlara geçiş özelliği göstermektedir. Üst seviyelerde oksitlenmiş Au–Ag mineralizasyonu izlenirken, derinliğe doğru:

Sülfid oranı artmakta, Primer cevher dokusu belirginleşmektedir.

Bu özellik, cevherleşmenin dikey zonlanma gösterdiğini ve derinlerde daha yüksek tenörlü sülfidli Au potansiyelinin bulunduğunu düşündürmektedir.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geological Methods in Mineral Exploration and Mining / Roger Marjoribanks

Baz metal yataklarının uzaktan algılama ile belirlenmesine bir örnek: Hakkari güneyi…

Çatalçam (Soma-Manisa) Au-Pb-Zn-Cu cevherleşmesinin jeolojik, mineralojikpetrografik ve sıvı kapanım özellikleri

ALACAKAYA (ELAZIĞ) MERMERİNDE GULEMAN OFİYOLİTİNİN MUCİZESİ

Tectonic Triggers for Postsubduction Magmatic-Hydrothermal Gold Metallogeny in the Late Cenozoic Anatolian Metallogenic Trend, Türkiye