Orta Doğu’da Yaşanan Gelişmeler, Çelik ve Demir Cevheri Piyasalarını Sarsıyor


Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği koordineli saldırılarla tırmanan jeopolitik gerilim, küresel metal piyasalarında özellikle çelik ve demir
cevheri tarafında ciddi arz ve fiyat risklerini beraberinde getirdi. Wood
Mackenzie analizine göre, İran’ın misillemeleri ve kritik bir deniz ticaret
hattı olan Hürmüz Boğazı’nın kapanması, tedarik zincirlerinde ani kırılmalara
yol açarak piyasalarda sert dalgalanmaların önünü açtı.


Çelik piyasasında arz şoku ve fiyat baskısı


Çatışmanın en hızlı ve belirgin etkisi çelik piyasasında hissediliyor. İran’ın yıllık yaklaşık 4 milyon ton nihai çelik ve 7–8 milyon ton yarı mamul (slab ve kütük) ihracatı yaptığı biliniyor. Bu miktar, küresel yarı mamul ticaretinin yaklaşık %11’ine karşılık geliyor.

Ancak liman faaliyetlerinin durma noktasına gelmesiyle birlikte bu arzın “bir
gecede” piyasadan çekildiği değerlendiriliyor. Bu durum, özellikle kütük fiyatlarında hızlı bir yükselişe yol açarken, alıcıların alternatif tedarik arayışına girmesi piyasada yukarı yönlü ivmeyi güçlendiriyor.


Uzmanlara göre piyasa, fiziki arz açığını beklemeden riskleri fiyatlamaya başladı.
2025 başından bu yana yükseliş trendinde olan çelik fiyatlarının, jeopolitik risk primiyle birlikte daha da artması bekleniyor.


Bununla birlikte Hürmüz Boğazı’ndaki olası uzun süreli kesinti: Hurda, yarı mamul 
ve DRI ithalatında gecikmelere, bölgeden yapılan inşaat çeliği ihracatının aksamasına neden olarak küresel ticaret akışlarını bozabilir.


Ayrıca Orta Doğu’nun, Çin’in toplam çelik ihracatında yaklaşık %13 paya sahip olması, bölgesel talep ve lojistik sorunlarının Çin kaynaklı arz dengelerini de etkileyebileceğine işaret ediyor.

Demir cevheri ve DRI (doğrudan indirgenmiş demir) ekosistemi risk altında Çatışmanın demir cevheri piyasasına etkisi ise daha yapısal ve orta vadeli riskler içeriyor.

Orta Doğu, özellikle doğrudan indirgenmiş demir (DRI) üretimi açısından küresel ölçekte kritik bir merkez konumunda bulunuyor.

İran, bu ekosistemde kilit bir oyuncu olarak öne çıkıyor: 2025 itibarıyla dünyanın 6. büyük demir cevheri üreticisi yüksek tenörlü konsantre ve pelet tedarikinde önemli bir ihracatçı (özellikle Çin’e) konumunda.

Öte yandan savaş riski primleri, gemi bulunabilirliğinde azalma ve sevkiyatların Umman Denizi üzerinden yeniden yönlendirilmesi gibi faktörler, demir cevheri ve DRI bazlı ürünlerin teslim maliyetlerini yukarı çekecek önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Küresel dengeler yeniden şekilleniyor


Analistler, mevcut gelişmelerin yalnızca kısa vadeli bir arz şoku yaratmakla kalmayıp, çelik ve demir cevheri ticaretinde rota değişimlerine ve maliyet yapılarında kalıcı artışlara neden olabileceğini belirtiyor.

 

💢Özet Olarak Görünüm💢


İran kaynaklı yarı mamul arzının kaybı ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının lojistik etkileri, DRI (doğrudan indirgenmiş demir) tedarik zincirindeki kırılmalar
hem hammadde hem de yarı mamul tarafında yüksek maliyetli ve daha belirsiz bir döneme işaret ediyor.

 

https://www.linkedin.com/posts/%C5%9Fahap-ataman-2763bb75_aexelik-slab-kaestaesk-share-7439903176763498496-ftKD/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geological Methods in Mineral Exploration and Mining / Roger Marjoribanks

Baz metal yataklarının uzaktan algılama ile belirlenmesine bir örnek: Hakkari güneyi…

Çatalçam (Soma-Manisa) Au-Pb-Zn-Cu cevherleşmesinin jeolojik, mineralojikpetrografik ve sıvı kapanım özellikleri

ALACAKAYA (ELAZIĞ) MERMERİNDE GULEMAN OFİYOLİTİNİN MUCİZESİ

Tectonic Triggers for Postsubduction Magmatic-Hydrothermal Gold Metallogeny in the Late Cenozoic Anatolian Metallogenic Trend, Türkiye