MADENCİLİK SEKTÖRÜNDE KUTUPLAŞMA, BORÇ YÜKÜ VE KRONİK ZARAR HAKKINDA GENEL BİR DEĞERLENDİRME
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2023 yılı dördüncü çeyrek sektör bilançoları, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün giderek artan bir finansal kırılganlık içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Toplam 6.592 firmanın verileri, sektörün %1,8’lik çok küçük bir bölümünün (büyük ölçekli 116 firma) net satışların %68,5’ine, aktiflerin %67,8’ine ve özkaynakların %69,7’sine sahip olduğu aşırı derecede yoğunlaşmış bir piyasa yapısını göstermektedir. Buna karşılık mikro işletmelerin %73,6 gibi ezici bir orana rağmen sektör satışlarından aldığı pay sadece %2,3’tür.
1. Ölçek Dağılımı: İki Farklı Sektör Gibi
Tablo 1’de görüleceği üzere, firma büyüklüğü ile elde edilen finansal sonuçlar arasında doğrusal değil, üssel bir ilişki bulunmaktadır.
Mikro firmalar (4.851 adet): Çalışan başına net satış yaklaşık 1,05 milyon TL, ortalama özkaynak ise 8,7 milyon TL civarındadır. Aktif büyüklüğüne göre özkaynak oranı (%49,5) görünürde güçlü olsa da, daha sonra detaylandırılacağı gibi karlılık baskısı altındadırlar.
Büyük firmalar (116 adet): Ortalama çalışan başına net satış 4,37 milyon TL (mikro firmaların 4 katı). Sektörün neredeyse tamamına yakın kârı bu firmalar tarafından üretilmektedir.
Tespit: Ölçek ekonomileri madencilikte belirleyicidir. Küçük firmaların yüksek sabit maliyetler (ruhsat, çevre, iş sağlığı güvenliği, nakliye) karşısında rekabet şansı hızla azalmaktadır.
2. Kredi Riski: Patlama Niteliğinde Artış
Sektörün toplam banka kredi riski (nakdi + gayrinakdi + leasing + tasfiye olunacak krediler) son üç yılda şu şekilde değişmiştir:
Yıl
Toplam Risk (Bin TL)
Yıllık Değişim
2021
68,9 milyar
–
2022
103,4 milyar
+%50
2023
159,1 milyar
+%54
Çarpıcı bulgular:
a) Uzun vadeli yatırım kredileri vs. kısa vadeli işletme sermayesi
2023 itibarıyla nakdi kredilerin 84,6 milyar TL’si uzun vadeli, 39,6 milyar TL’si kısa vadelidir. Bu, madencilik gibi sermaye yoğun bir sektör için beklenen bir yapıdır. Ancak asıl sorun şudur:
Uzun vadeli kredilerin %89,7’si döviz cinsinden (75,8 milyar TL YP, 8,7 milyar TL TL).
Bu durum sektörü kur şoklarına karşı aşırı duyarlı hale getirmektedir. TL’deki her %10’luk devalüasyon, uzun vadeli kredi yükümlülüğünü 7,6 milyar TL artırır.
b) Gayrinakdi kredilerde sıçrama
Gayrinakdi krediler (teminat mektubu, akreditif, kesin teminat vb.) 2021’de 7,8 milyar TL iken 2023’te 27,1 milyar TL olmuştur. Bu %247’lik artış, sektörün ihale veya dış ticaret taahhütlerinin ciddi biçimde arttığını, ancak aynı zamanda taahhüt yerine getirilemezse doğacak yükümlülük riskinin de yükseldiğini göstermektedir.
c) Tasfiye olunacak krediler
2023’te 3,15 milyar TL’ye ulaşan bu kalem, sorunlu kredilerin arttığına işaret eder. 2022’ye göre yaklaşık üç kat artış (1,15 milyar → 3,15 milyar) sektörde tahsilat sıkıntılarının kronikleşmeye başladığını gösterir.
3. Kârlılık Krizi: Zarar Eden Firma Sayısı Kâr Edeni Aşıyor
Belki de en vurucu tablo bilanço dönemi sonuçlarıdır:
Durum
Firma Sayısı
Oran
Kâr eden
2.620
%39,8
Zarar eden
3.731
%56,6
Başabaş
241
%3,6
Yorum: Sektördeki her 10 firmadan neredeyse 6’sı zarar etmektedir. Bu oran, Türkiye imalat sanayi ortalamasının (genellikle %25-30 zarar oranı) çok üzerindedir.
Zararın yaygınlığı, şu hipotezleri güçlendirmektedir:
Düşük emtia fiyatları (özellikle linyit, mermer, krom gibi ürünlerde global fiyat baskısı).
Maliyet enflasyonu (enerji, işçilik, nakliye, patlayıcı madde, ağır bakım) satış fiyatlarına yansıtılamamaktadır.
Kapasite kullanım oranı düşüktür; birçok küçük maden sahası ruhsatı işletmeye geçememiştir.
Büyük firmaların kârlı görünmesi, kendilerine ait termik santral, liman, lojistik ağı gibi entegrasyon avantajlarından kaynaklanmaktadır. Küçük firmalar bu entegrasyon maliyetlerini tek başlarına karşılayamaz.
4. Özkaynak Yapısı: Sağlıklı Görünen, Ancak Kırılgan
Toplam aktif 799,7 milyar TL, toplam özkaynak 323,4 milyar TL → Özkaynak/Aktif = %40,4. Bu oran, imalat sanayine göre nispeten yüksektir. Ancak bu tablo yanıltıcı olabilir, çünkü:
Aktif kalemlerinin önemli bir bölümü maden ruhsatları, arama ruhsatları ve maden sahaları gibi piyasada kolay nakde dönüşmeyen varlıklardır.
Özellikle mikro ve küçük firmalarda, özkaynak büyük ölçüde değerlemesi şüpheli maden varlıklarından oluşmaktadır. Likidite sıkışması yaşandığında bu özkaynak anlamını yitirir.
Büyük firmaların özkaynak pozisyonu ise güçlü görünmektedir (225,5 milyar TL – toplamın %69,7’si). Bu firmaların yabancı ortaklı veya Borsa İstanbul’a kote olma ihtimalleri daha yüksektir.
5. Hukuki Yapı: Limited Hakimiyeti
6.592 firmanın 4.506’sı limited şirket (%68,4), 2.038’i anonim şirket (%30,9). Limited şirketlerin yoğunluğu, sektörde aile işletmesi modelinin ve ortaklık yapısının kurumsallaşmamış olduğunu gösterir. Limited şirketlerde sermaye artırımı, borçlanma ve dış denetim zorunluluğu daha düşük olduğu için finansal şeffaflık da daha düşüktür.
Anonim şirketlerin sayısının düşük olması, sektörün halka açılma ve kurumsal finansman kullanma eğiliminin sınırlı olduğunu gösterir. Bu da sektörün banka kredilerine olan bağımlılığını artırır.
6. Genel Değerlendirme ve Politika Önerileri
Mevcut Durum Özeti
Gösterge
Değerlendirme
Yoğunlaşma
Aşırı – 116 büyük firma sektörün hakimi
Zarar oranı
%56,6 – kronik sorun
Döviz riski
Yüksek – uzun vadeli kredilerin %90’ı YP
Kredi büyümesi
İki yılda %130 artış, sürdürülemez
Mikro firmalar
Sayıca çok, ekonomik olarak önemsiz
Öneriler
Sektörel yeniden yapılandırma: Mikro firmaların birleşme veya ortak girişim yoluyla ölçek büyütmeleri teşvik edilmelidir. Vergi avantajları veya hibe destekli birleşmeler düşünülebilir.
Türk Lirası cinsinden uzun vadeli yatırım kredisi mekanizması geliştirilmeli: Döviz kredileri teşvik edilmemeli, Eximbank veya Kalkınma Bankası aracılığıyla TL krediler faiz sübvansiyonlu olarak sağlanmalıdır.
Tasfiye olunacak kredilerin izlenmesi: 3,15 milyar TL’lik bu büyüklük, varlık yönetim şirketlerine devir veya yeniden yapılandırma için bir eylem planı gerektirir.
Maden sahalarının ruhsat bazında değil, işletme bazında desteklenmesi: Ruhsatı olan ancak işletmeyen firmaların ruhsatları belirli koşullar altında devredilebilmelidir.
Sonuç:
Madencilik ve taş ocakçılığı sektörü, Türkiye ekonomisi için stratejik katma değer potansiyeline sahip olmasına rağmen, özellikle mikro ve küçük işletmeler aleyhine gelişen borç, kârsızlık ve yoğunlaşma ile mücadele etmektedir. Mevcut finansal yapı, sektörün sadece büyük ve entegre oyuncularının ayakta kalabileceğini, geri kalan 4.851 mikro firmanın ise teknik olarak çoğunun zarar etmesi nedeniyle varlıklarını sürdürmelerinin ekonomiye anlamlı bir katkı sağlamadığını ortaya koymaktadır. Bu tablonun değişmesi için yapısal reformlar artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Yorumlar
Yorum Gönder