Porfiri
Bakır Sistemlerinde Biyotit ve İkincil Biyotitlerin Önemi
Biyotit, iki
farklı jeolojik süreçle oluşabilir. Birincil (magmatik) biyotit, doğrudan
magmadan kristalleşir ve orijinal intrüzif kayanın bir parçası haline gelir.
Tipik olarak iyi biçimli levha kristaller halinde bulunur ve magmatik evrimin
koşullarını yansıtır.
İkincil
biyotit, daha sonra hidrotermal alterasyon sonucu oluşur. Potasyum alterasyonu
sırasında sıcak mineralleştirici sıvılar ana kaya ile etkileşime girdiğinde,
önceden var olan mineralleri değiştirerek ve orijinal mineral topluluğunu
değiştirerek gelişir.
Porfir bakır
sistemlerinde, ikincil biyotit en önemli alterasyon minerallerinden biridir.
Varlığı genellikle sistemin potasyum çekirdeğine yakınlığı gösterir; bu bölge
genellikle en yüksek bakır ve altın mineralizasyon konsantrasyonlarıyla
ilişkilidir.
Burada fotoğrafta
görülen örnek, bol miktarda kuvars-sülfür mineralizasyonu içeren bir diyoritik
kayadır. Sülfür topluluğu pirit, kalkopirit ve bornit içermektedir. Koyu renkli
ince taneli agregatlar kuvars-feldispat matrisi boyunca bulunur. Dokuları ve
mineralleşmiş toplulukla olan ilişkilerine dayanarak, bu agregatlar hidrotermal
(ikincil) biyotit olabilir, ancak petrografik doğrulama gereklidir.
Gözlemlenen
dokular, bu koyu renkli agregatların kaba magmatik biyotitten ziyade ikincil
hidrotermal biyotit ile daha tutarlı olduğunu göstermektedir.
Özellikle
dikkat çekici olan, şüpheli ikincil biyotit ile bornit-kalkopirit
mineralleşmesi arasındaki ilişkidir. Bu mineral topluluğu, verimli porfir
sistemlerinin potasyumca zenginleşme bölgelerinde yaygın olarak gözlemlenir ve
önemli bir arama göstergesi olarak hizmet edebilir.
Kesin
tanımlama detaylı petrografik çalışma gerektirse de, gözlemlenen dokular ve
mineral ilişkileri, bu örneğin cevher oluşum süreçleriyle yakından ilişkili bir
hidrotermal potasyumca zenginleşme alanının bir parçasını temsil edebileceğini
düşündürmektedir.

Yorumlar
Yorum Gönder