“Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi” Zonguldak’ta 1924 yılında açılmış ve 1925 yılında Behçet Kemal Çağlar giriş sınavını kazanarak eğitime başlamıştır.

Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi (Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi) Türkiye Cumhuriyeti'nin ve madencilik mesleğinin maden mühendisi yetiştiren ilk yüksekokulu olma özelliğini taşır. Türkiye’deki “Türk Maden Teknik Elemanı” miktarının yetersizliği dikkate alınarak, madenciliğin ihtiyaç duyduğu mühendisleri yetiştirmek üzere Ticaret Vekâleti’nin kararı ile kurulan okul 20 Ekim 1924 Pazartesi günü yapılan açılış töreninin ardından öğretime başlamıştır.

Nadir Avaşaroğlu'nun "Zonguldak Maden Mühendisi Mektebi Alisi'nin 100 Yılı" adlı eserinden alınmıştır.


EUROGOLD Mining Library




İÇİNDEKİLER 

 1 SUNUŞ 4 2 ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ AÇILMADAN ÖNCE HAVZADAKİ DURUM ve MADENCİLİK 6 3 MADEN MÜHENDİS MEKTEBİNİN AÇILIŞI ve YAPISI 8 4 OKULUN AÇILIŞ AMACI VE EĞİTİM KADROSU 11 5 MADEN MÜHENDİS MEKTEBİ BİNALARI 13 6 MADEN MÜHENDİS MEKTEBİNDE ÖĞRENİM 15 7 OKULDA OKUTULAN DERSLER 17 8 OKULUN İKİ KADIN ÖĞRENCİSİ 18 9 OKULUN MEZUNLARI 18 10 OKULUN MÜDÜRÜ; REFİK FENMEN 20 11 MAADİN MEKTEBİNİN KAPATILMA SÜRECİ 24 12 MADEN MEKTEBİNİN ÜLKEMİZE ve TOPLUMA KAZANDIRDIKLARI 28 Maden Meslek Şubesi/Mektebi (1930-1933) 28 Maden Mühendisleri Cemiyeti (1930) 29 İlk Mezunlardan Behçet Kemal Çağlar (1908-1969) 30 Zonguldakta Spor ve Futbol 30 13 SON OLARAK 31 14 KAYNAKÇA 33 

 SUNUŞ 

 Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi (Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi) Türkiye Cumhuriyeti'nin ve madencilik mesleğinin maden mühendisi yetiştiren ilk yüksekokulu olma özelliğini taşır. Türkiye’deki “Türk Maden Teknik Elemanı” miktarının yetersizliği dikkate alınarak, madenciliğin ihtiyaç duyduğu mühendisleri yetiştirmek üzere Ticaret Vekâleti’nin kararı ile kurulan okul 20 Ekim 1924 Pazartesi günü yapılan açılış töreninin ardından öğretime başlamıştır. Eğitim ve özellikle madencilik eğitimi, “toplumun gelişmesinin belirli bir aşamasındaki ekonomik düzeni”in gerektirdiği düşünce, davranış, bilgi ve becerilerin bireylere aktarılmasıdır. Doğaldır ki böylesi bir aktarım eğitim kurumları aracılığıyla olacaktır. Toplumdaki kurumların incelenmesi ise, bu kurumların içinde yer aldıkları sosyo ekonomik yapının bütünselliği içinde ele alındığında anlamlı sonuçlar verebilir. Bu nedenle, toplumdaki eğitim sistem yada kurumların bütün boyutlarıyla kavranıp değerlendirilmesi, söz konusu sistem yada kurumların, toplumsal yapının içerdiği diğer kurumlar arasındaki yerinin belirlenmesine bağlıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında başlatılan kalkınma hareketleri, ülkenin kendi kaynaklarına yönelmesine neden olmuş ve hemen 1924 yılında özellikle askeri amaçlar göz önünde bulundurularak Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mekteb-i Alisi eğitime açılmıştır. Özellikle Anadolu’dan yoksul ailelerin zeki çocukları (Bir çoğu o yıllarda Anadolu’da öğretmenlik yapan öğretmenler tarafından tavsiye edilenler) bu okula alınmış, yiyeceği, yatacağı ve hatta sigarası dâhi devlet tarafından karşılanarak okutulmuştur. Cumhuriyetten önce, Türkiye’deki madenlerde ve Zonguldak Havzasında tek tük maden mühendisi mevcut iken, Türk madenciliğine Etibank’a, MTA’ya değerli hizmetlerde bulunmuş, Maden Mühendisi yetişmiş olan bu okulun kuruluşunda ve devamında hizmeti geçenleri şükranla yad etmek gerekir. Bu yıl gerçekleştirilen Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi bahar şenliklerinde gazetecilere açıklamalarda bulunan Rektör Özölçer, “Üniversitemizin senatosunun aldığı bir kararla 1924 yılında ilimizde kurulan Maden Mühendisliği Mektebi’ne geçmişimizi dayandırarak logomuzun altına 1924 yılı ekledik. Bu yılın içinde 100. yılımızı kutluyoruz” ifadelerini kullanmıştır. Bu da demek oluyor ki, içinde bulunduğumuz yıl Cumhuriyetin ilk yüksek okulu ile birlikte ülkemizdeki modern maden mühendisliği eğitiminin de 100. yılını kutlamaktayız. Son vermeden önce bir Zonguldak Gazetesinin Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi ile ilgili olarak bir benzetmesini aktarmak isterim. Kemal Paşazade’nin Yavuz Sultan Selim için yazdığı mersiyeye atıfta bulunarak, Maden Mühendisi Mektebini ikindi güneşine benzetmektedir. İkindi vakti güneşin gölgesi uzun olmakla birlikte, zamanı kısadır, çabucak geçiverir. Maden Mühendisi Mektebi de ikindi güneşi gibi kısa bir sürede geldi ve geçti. Ancak mezunları ve eğitime katkıları ile uzun bir süre mesleğimizi aydınlatacak. 

 Nadir AVŞAROĞLU Maden Mühendisi 

 ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ AÇILMADAN ÖNCE HAVZADAKİ DURUM ve MADENCİLİK 

 Ülkemizde Osmanlılar döneminde madencilik sektöründe büyük oranda yabancı egemenliğinin olması, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte madencilik alanında da yeni düzenlemelerin yapılmasını zorunlu kılmıştır. Osmanlı Devleti zamanında, madencilik işlerini bir düzene koymak amacıyla özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısında Maden Nizamnameleri hazırlanarak yürürlüğe konmuştur. Yapılan bu düzenlemeler ülke madenciliğinin gelişmesine pek katkı sağlamamıştır. Birçok yanlış ve eksikleriyle konu Cumhuriyet dönemine intikal etmiştir. Cumhuriyet’in ilanı ile başlayan dönemde bu alandaki eksiklikler giderilmeye çalışılmış, çıkarılan kanunlar ve kararnamelerle madencilik faaliyetleri yeniden düzenlenmiştir. Kendi kaynaklarımızı kendimizin değerlendirmesi ile kalkınmayı hedefleyen Atatürk, madencilik konusuna da gerekli ilgiyi göstermiştir. Onun görüş ve önerileri ile bu alanda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat - 4 Mart 1923) önemli sonuçlarından biri de “Maden Sorunları” görüşülürken alınan “En mühim bir servet kaynağı olan madenlerimizin kendi fen adamlarımız tarafından ilmi bir surette tetkik edilmesi” kararıdır. Bu karar bir anlamda 20 Ekim 1924 (20 Teşrin-i Evvel 1340) pazartesi günü açılacak olan Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi’ni (Zonguldak Maden Mühendisi Yüksek Okulu) müjdeliyordu. Okulun açılışı ve öğretime başlaması savaş yorgunu olan yoklukla sefaletle boğuşan yeni Cumhuriyet’in ilk önemli eğitim atılımıdır.1 İzmir İktisat Kongresi'nde kabul edilen kalkınma ve sanayileşme politikaları doğrultusunda yabancı sermaye, kömür, bakır ve krom maden işletmeciliği başta olmak üzere, bu sektöre ortaklıklar seklinde girmiştir. Milli Hükümet ve Cumhuriyet İdaresi, bağımsızlığımızı kazanmadan önce ekonomiye önem vermiş ve bunun için önemli çalışmalar yapmıştır. İktisat Vekaleti’nin kurulması, Amele Kanunu, İş Bankası’nın açılması, Teşvik-i Sanayi Kanunu ve Etibank’ın kurulması bunların en önemlilerindendir. Yapılan bu çalışmalar sonucu Ereğli Kömür Havzası’nda kömür üretimi artmış ve ekonomik kalkınmada önemli bir gelişme sağlanmıştır.2 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM’nin açılmasıyla Ereğli Kömür Havzası’nın yönetimi Milli 1ZAMAN Murat Ekrem, “Zonguldak Kömür Havzası’nda Madencilik Eğitimi ve Maden Mektebi” Zonguldak Kent Tarihi ’05 Bienali Bildiriler Kitabı, s.34. 2 KARA Murat, “Cumhuriyet Dönemi’nde Ereğli Kömür Havzası (1920-1940)”, Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt: 14, Sayı: 1, Yıl: 2012, Sayfa: 111. 5 Hükümet’e geçmiştir. 300 âdete yakın kömür ocağı bulunan havzada üretim ilkel şartlarda yapıldığından yıllık bir milyon tonu bulmamaktadır. Ocakların idaresi Fransız ve İtalyan şirketlerine aittir.3 Ereğli Kömür Havzası’nın idaresi Milli Hükümet’e geçtiğinde henüz ülkemizin bağımsızlığı sağlanamamıştı. Buna rağmen kömür havzasıyla ilgili gerek çalışan işçinin durumu, gerekse kömür üretimini arttırmak amacıyla önemli çalışmalar yapılmıştır. Henüz Cumhuriyet ilan edilmeden, 1 Mart 1922 tarihinde, M. Kemal Atatürk, Büyük Millet Meclisi Birinci Dönemi, Üçüncü Toplanma yılını açış konuşmasında madencilik alanına ilişkin yaklaşımlarını şöyle dile getirmiştir:”...... Ekonomi politikamızın önemli amaçlarından biri de; toplumun genel faydasını doğrudan doğruya ilgilendirecek kuruluşlar ile ekonomik alandaki teşebbüsleri mali ve teknik gücümüzün ölçülerine uygun olarak devletleştirmektir. Bu arada topraklarımızın altında el değmemiş halde duran, maden hazinelerini az zamanda işleterek milletimizin yararlanmasına açık bulundurabilmek de ancak bu uygulamayla mümkün olabilir. Yine bu çerçevede ülkemizdeki ve özellikle Zonguldak kömür havzasındaki maden mühendisleri varlığına da değinmek gerekir. Havzada madencilik faaliyetlerinin 1835’den sonra başladığı kabul edilir. Ülkemizdeki ilk maden mühendisleri Avrupalı yabancı mühendisler, Avrupa’da okuyan mühendisler ve Orman ve Maadin Mektebi mezunu mühendislerdi. Yerli teknik eleman yok denecek kadar azdı. Avrupalı mühendislerden; R. Lefevre ve J. Marachal EKİ’nin de kurucu kadrosundaydı. Cumhuriyetten önce Avrupa’da okuyan maden mühendislerinin her biri ülke madenciliğinin ilk hocalarıydı.4 1924'den önce Türkiye'de bir kaç tane maden mühendisi bulunmaktadır. Bazı çalışmalarda ki verilere göre bu rakam 37 civarındadır. Kaldı ki bu 37 maden mühendisinden bazıları maden ve petrol mühendisi veya jeolog-maden mühendisi gibi günümüzde net karşılığı olmayan diplomalara sahiptir. Bu mühendisler, Fransa'da veya Almanya'da öğrenim görmüşlerdir.5 3KARA Murat, age, sayfa: 112. 4ZAMAN Ekrem Murat, “Zonguldak Nostalji”, 17 Ekim 2021. 5AVŞAROĞLU Nadir, “Maden Mühendisliği Eğitimi Tarihi” s. 25-26. 6 Bu ilk mühendisler arasında; Abdullah Hüsrev Guleman, Ahmet Esat Kerimol, Bekir Vehbi Ergene, Bedri Hüsnü Bekiroğlu, Halil Pekmen, Naci Üçer, Nadir Hakkı Önen, Behçet Oktay, Cemal Zühtü Aysan, Emin Bey ise henüz soyadı almadan Zonguldak’ta ölmüştü. Ayrıca Orman Maadin Mektebi mezunlarından Maden İdaresi Reisi, Ticaret Odası Başkanı ve Zonguldak Belediye Başkanı olarak görev yapan Hüseyin Fehmi İmer de bulunmaktadır. MADEN MÜHENDİS MEKTEBİNİN AÇILIŞI ve YAPISI Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi (Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi) Türkiye Cumhuriyeti'nin madencilik alanında maden mühendisi yetiştiren ilk yüksekokulu olma özelliğini taşır.6 Türkiye’deki “Türk Maden Teknik Elemanı” miktarının yetersizliği dikkate alınarak, madenciliğin ihtiyaç duyduğu mühendisleri yetiştirmek üzere Ticaret Vekâleti’nin kararı ile kurulan okul 20 Ekim 1924 Pazartesi günü yapılan açılış töreninin ardından öğretime başlamıştır. Cumhuriyet İdaresi bu eksikliği göz önünde bulundurarak kalifiye eleman yetiştirmek için Belçika’da eğiim veren “Ecole de Mines” örnek alınarak Zonguldak’ta Yüksek Maden Mühendis Mektebi’nin (1924) açılmasına karar vermiştir.7 1924 yılında açılan okulun yatılı eğitim vereceği, uygun bina bulunduktan sonra da öğrenci kaydına başlayacağı açıklanmıştır. Yine 1924 yılında Maden Müdürü olan Esat Kerimol açılacak olan okula örnek teşkil etmesi amacıyla Avrupa maden mekteplerinin programlarını araştırmak için görevlendirilmiştir. Buradan şunu anlamak mümkündür: Maden mektebi açılmadan önce Avrupa’daki örnekleri araştırılmıştır. Bunu sebebi de daha önce Türkiye’de bu amaçla açılmış herhangi bir okulun bulunmamasıdır. Açılacak olan okulun yatılı olması da o günün şartları göz önünde bulundurulduğu zaman büyük bir başarı olarak değerlendirilebilir. Çünkü ülkemiz henüz savaştan yeni çıkmış bir halde idi ve ekonomisi hiç de iç açıcı durumda değildi.8 Yüksek Maden Mühendis Mektebi, 1924 yılında eğitim vermeye başlamıştır. Mektebe kayıt yaptırmak isteyen lise mezunları sınavsız olarak mektebe kabul edilmişlerdir. Lise mezunu olmayan öğrenciler ise sınava tabi tutulmuşlardır. Lise mezunları eğer birinci sınıf derslerini sorunsuz bir şekilde verirlerse ikinci sınıfa kabul edilirler. Fen fakültelerinin kimya, riyaziyat-ı Umumiye (genel matematik) derslerini alan ve bunların tasdiknamesine sahip olanlar ile yüksekokul mezunları kadroların izin verdiği sayıda ‘Meclis-i Müderris’in belirleyeceği özel bir programa tabi olmak üzere ikinci sınıfa kabul edilirler.9 6 ZAMAN Murat Ekrem, “Zonguldak Kömür Havzası’nda Madencilik Eğitimi ve Maden Mektebi”, Zonguldak Kent Tarihi ’05, Bienali Bildiriler Kitabı, s. 34. 7KALYONCU Hamit, “Kömürde Açan Çiçek”, Pervaz Yayınları, Ankara, 2005. 8 ÖZER Hasan, KARABALIK Kamuran, “Yükseköğretim Tarihi İçerisinde Zonguldak Maden Tatbikat (Başçavuş) Mektebi (1937-1940)”, Yükseköğrenim ve Bilim Dergisi, Cilt 7, Sayı 2, Ağustos 2017, Sayfa 185 191. 9 İLERİ Turgut, “Cumhuriyet Döneminde Açılan İlk Madencilik Okulları ve Madenci Yetiştirme Kursları”, The Journal of Academic Social Science Studies, 2012, s. 251-262. 7 1924’den 1927 yılına kadar ilk dönemlerde İstanbul Yüksek Mühendis Mektebi’nde olduğu gibi lise sınıfları arasından imtihanla ve sonradan sadece Lise mezunları arasından seçilen parasız yatılı öğrencilere değerli bir öğretim kadrosuyla öğretim yaptırılmıştır. Okulda gösterilen derslerin madenciliğe ait olan uzmanlık kısmındaki yabancı profesörlerin ders müfredatını doğrudan doğruya takip edebilmeleri için öğrencilere okula girişlerinden itibaren haftada 10 saat Fransızca kursları verilmiştir. Yüksek Maden Mühendis Mektebinin kurucu müdürü ve elektrik bölümü öğretim üyesi Prof. Mehmet Refik Fenmen (1882-1951), Yüksek Maden Mühendis Mektebi’ne geliş amacını şu şekilde açıklamaktadır: “Bu sevimli endüstri bölgesinde, kurulacak bir mektepde, İstanbul Yüksek Mühendis Mektebi’nde (Mühendishane-i Berr-i Hümayun’dan ayrılarak sivil idareye geçen okul), gerek talebelik hayaımda gerek sonraları, hükümeimizin emriyle yapmış olduğum müşahede ve tetkiklerime, güzel bir tatbik sahası bulmuş olmak benim için bir mazhariyet idi. Bundan başka ilim müessesemizin Anadolu’muzun her taraında yayılmasını, memlekein tealisine (yükselme/gelişme), yalnız bir iki merkezden değil, fakat bütün vatandaşların el ele vererek, kendi ihisaslarına göre, diğer bölgedeki çalışmalara yardım etmelerini mes’ud (mutlu/sevinçli) bir teşebbüs telakki etmişim.”.10 10 ÖZER Hasan, KARABALIK, age, 188. Mektebin açılma sebebi ise kurumun tanımı yapılırken şu ifadelerle açıklanmaktadır: “Madenlerle sanayi madeniyenin işleilmesinde nazari, ameli malumat-ı mukteziyeye sahip maden mühendisi yeişirmek maksadıyla te’sis edilmiş bir “Mektebi Âli”dir” . Okul ilk mezunlarını 1927-1928 ders yılı sonunda vermiştir. Bundan sonra üç dönem daha mezun veren okul 1930-1931 ders yılından sonra İktisat Vekâleti’nin aldığı ani bir karar ile kapatılmış, ilk üç sınıftaki öğrenciler İstanbul'daki Yüksek Mühendis Mektebi'ne devredilmiştir. Okulun açıldığı ilk dönemlerde kullanılan binalar I. Dünya Savaşı sırasında havzadaki şirketlerden toplanan paralarla kışla olarak inşa edilmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın ardından bu binalar dönemin Havza-i Fahmiye Müdürü olan Hüseyin Fehmi (İMER) Bey'in girişimi ve bölge komutanı Hayri Bey'in de yardımıyla Havza-i Fahmiye (Zonguldak Kömür Bölgesi) emrine bırakılmıştır. 8 Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi asıl gelişimini İstanbul Darülfünunu Fen Fakültesi Umumi Fizik (Elektrik Kısmı) müderrisi ve elektrik mühendisi Mehmet Refik (Fenmen) Bey'in müdürlüğe atanmasından sonra göstermiştir. Okulun kuruluşunda, zamanın en gelişmiş okullarından Belçika'nın Mons şehrindeki “Ecole des Mines” örnek alınmıştır.11 Mehmet Refik Fenmen Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi’ne 1925 yılında müdür olarak tayin edilmiştir. Cumhuriyet döneminin bu ilk yükseköğretim kurumunu, Türkiye açısından örnek teşkil edecek bir mühendislik okulu haline getiren Mehmet Refik Fenmen’dir. 1928 yılında Havzayı Fahmiye Umum Müdürlüğü’ne de getirilmesi, okulun uygulamayla iç içe maden mühendisleri yetiştirmesine büyük katkıda bulunmuştur. Okul, tam olarak belirlemeyen nedenlerden ötürü 1931 yılında kapatılmış, Mehmet Refik Fenmen de, 1932 yılında İstanbul Mıntıkası Sanayii Müdürlüğü’ne atanmıştır. Mehmet Refik Fenmen’in, daha önce İstanbul’da Mühendis Mektebi müdürlüğünde ve Darülfünun’da edindiği idarecilik ve öğretmenlik deneyimlerini, Zonguldak maden okulunda en iyi şekilde kullandığı söylenebilir. İstanbul’da Mühendis Mektebi’ndeki uygulamalarıyla, Zonguldak’taki uygulamaları karşılaştırıldığında, bu daha da iyi anlaşılacaktır.12 Mevcut bilgilere ek olarak iki noktaya daha değinilebilir. Birincisi, Mehmet Refik Fenmen’in Darülfünun’da olduğu gibi, Zonguldak’ta da Einstein’ın görelilik kuramının derslerde okutulmasını sağlamış olmasıdır. 1931 tarihli Zonguldak “Maadin ve Sanayi Mühendisi Mektebi-Talebe Rehberi”ne göre, 2. sınıfta okutulan “Hareket ve Kuvvaniyet” dersi bünyesinde “Hususi ve Umumi İzafiyet Nazariyesi”ne yani özel ve genel görelilik kuramına yer verilmiştir. İkinci olarak da, Mehmet Refik Fenmen’in, daha önce Osmanlıca olarak Arap harfleriyle yayınladığı “Fenn-i Elektrik ve Tatbikat-ı Sınaiyesi” adlı kitabını geliştirerek tekrar yayınlamış olmasıdır. Kitabın 1929 yılında Latin harfli olarak yayınlanan 3. basımı, “Zonguldak Yüksek Maden Mühendis Mektebi Dersleri: Elektriğin Sınai Tatbikatı” adını taşımaktadır.13 Mektepte verilen dersler de genellikle madencilikle ilgili dersler olmuştur. Bu dersler münhaniyat (eğriler), hendese-i tersimiye (tasarımsal geometri), mihanik tecrübi (deneysel mekanik), mukavemeti ecsam (cisimlerin dayanımı), mineraloji, paleontoloji (fosil bilim), topografya, jeoloji, makine tatbikatı, fenn-i izabe (metalürji), maden nizamname ve zabıtası ve madenlerde teşkilat-ı içtimaiye ve iktisadiye (sosyal ve ekonomik örgütlenme), usul-ı defter (defter tutma), resim ve biniciliktir.14 Mehmet Refik Fenmen, Zonguldak Yüksek Maadin ve Sanayi Mektebi’ne geliş amacını sonradan şöyle açıklamaktadır; “Bu sevimli endüstri bölgesinde, kurulacak bir mektep de, İstanbul Yüksek Mühendis Mektebi’nde, gerek talebelik hayatımda gerek 11 ZAMAN Murat Ekrem, age. s. 37. 12 “Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-İ Âlisi, Bir Okulun Bir Hayalin Hikâyesi” Madencilik Tarihimiz, Facebook Sayfası. 13 Dr. AKBAŞ Meltem, “Elektrik Mühendisi Mehmet Refik Fenmen: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Yenilikçi ve Yorulmaz Bir Aydın”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları 1-2, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü, (2007-2008), Sayfa:112. 14 ÖZER Hasan, KARABALIK, age, 188. 9 sonraları, hükümetimizin emriyle yapmış olduğum müşahede ve tetkiklerime, güzel bir tatbik sahası bulmuş olmak benim için büyük bir mazhariyet idi”.15 OKULUN AÇILIŞ AMACI VE EĞİTİM KADROSU Okulun açılış amacı “Madenlerin çıkarılmasında ve sanayi de madenlerin işletil mesinde teorik ve pratik gerekli bilgiye maden sahip mühendisleri yetiştirmek” olarak belirlenmiştir. Bu amaçla açılan okulun öğrenim süresi dört yıl olup eğitim parasız ve yatılıdır. Mehmet Refik Bey bir yandan havzada çalışan ve özellikle Almanya'da öğrenim görmüş olan maden mühendislerini muallim olarak okula alırken öte yandan da özellikle Belçika'dan sözleşmeli öğretim elemanları getirilmesini sağlamıştır. Bu okulun mezunlarından Bahri Savaşkan havzanın tarihçesini anlattığı “Zonguldak Maden Kömürü Havzası Tarihçesi 1829-1989” adlı çalışmasında Maadin Mektebi ile ilgili anılarını aktarırken; “Savaş sonrasında sefalet ortamında boğuşup dururken, gazetelerde bir ilan çıktı; “Mühendis mektebine adam alınıyor…” Nasıl alınıyor? Talebenin iaşe ve ibate masrafları devlete ait, zorunlu hizmet ise yok, fevkalade bir şey. Tabii Trablus Harbi, Balkan Harbi, sonra da Harb-i Umumi derken, ailelerin yoksulluğu da katmerleniyor. Zenginler bunun dışında, ama aşağı ve orta halliler kayboluyor. Asıl sefalet de o zaman başlıyor. Ne yiyecek var, ne giyecek var, ne barınacak var. Zaten şeker Rusya’dan geliyordu o zaman, un ve gazyağı Romanya’dan geliyordu. Şeker Rusya’dan kelle halinde gelir, kırılıp sonra yenirdi. Memlekette bir şey yoktu… Bir iğne dışarıdan geliyor. Çabuk köpüren sabun İngiltere’den veyahut Belçika’dan geliyor. 15 Madencilik Bülteni Temmuz Aralık 2007 Sayı:82-83 Sayfa: 102-103. 10 Demek istediğim tamamen dışarıya bağımlıyız ve imkânlara göre hareket mecburiyeti var. Çabuk köpüren sabunu bildiğimiz yok, biz kille elimizi yıkardık, yeşil kille… Kil kurutulur, suyla temas edince de elde biraz köpürürdü. Onunla idare ederdik, o kadar yoksulduk. O kadar yoksulduk ki; Sirkeci’de askeri sevkiyat vardı, oralarda dolaşır ve orduya gönderilen çuvallardan dökülen fındık fıstığı toparlardık, o kadar sefalet yani… Öyle ki, giyecek bir şeyimizde yoktu. Benim ablam iyi dikiş bilirdi. Mecbur etmişlerdi, evinde makinesi olan, askere çamaşır dikecekti. Ablam çamaşır dikerken bize de palto dikerdi. Çanakkale’de ölenlerin elbiselerini paltosunu hükümet tekrar İstanbul’a gönderiyordu, yırtık pırtık, mikroptan kurtarmak için buhara tutulurdu. Mahalle çocuklarıyla birlikte Sirkeci garına gider çöp karıştırır gibi eski giysileri karıştırırdık, sefalet diz boyuydu. Zonguldak’ın nerede olduğunu bilmeden, gazete çıkan ilan ile evde bir boğaz eksilsin ve kalın bir kaput, bir yamalı pabuç, iaşe demekti bu okulun açılışı. Vefa Sultanisinde imtihana girdim. İmtihanı kazandın dediler, bir takım elbise temin ettiler. İmtihanı kazandım mı? Yoksa herkese açık bir yer mi? Belli değil, Mevlana gibi ne olursan ol gel mi yoksa? Zonguldak’ın nerede olduğunu bilmeden, gazete çıkan ilan ile evde bir boğaz eksilsin ve kalın bir kaput, bir yamalı pabuç, iaşe demekti bu okulun açılışı. Vefa Sultanisinde imtihana girdim. İmtihanı kazandın dediler, bir takım elbise temin ettiler. İmtihanı kazandım mı? Yoksa herkese açık bir yer mi? Belli değil, Mevlana gibi ne olursan ol gel mi yoksa? Mektebe girdik, kayıt yapıldı, borç para alınarak, İstanbul’dan vapur ile güvertede yatarak gittik. Zonguldak’a gelince kalacak yer yoktu, bir otel vardı, “Tomayan Oteli” kaza idi o yıllarda Zonguldak. Almanya’da eğitim yapmış Arif Bey vardı, kimya öğretmenimiz, o bize yer buldu. Birinci sınıfta mektep için bina yoktu. Eskiden kalma bir kışlada eğitime başladık. Önceleri 3 yıl planlanan okulumuz, sonradan 4 yıl okuyarak bitirdik. Hocalarımız genellikle Alman Mühendislerdi.” 11 Refik Fenmen’in Okula müdür olarak atanmasının ardından güçlü bir öğretim kadrosu oluşmuştur. Okulun eğitim kadrosundan tespit edilen eğitimciler şunlardır: Mehmet Refik FENMEN: Müdür Vekili ve Elektrik Müderrisi (Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi Müdürü), Mehmet Arif BEYİİKÇİ: Kimya Müderrisi, Kerim ERİM: Matematik Muallimi, Hayri DENER: Fizik Muallimi, Nazım Bey: Resm-i Hendese Muallimi Hafız Bey: Resm-i Hendese Muallimi ve Tatbiki Mihanik ( Uygulamalı Mekanik ) Bahattin BİRSAN: Jeoloji Muallim Muavini (1928 Mezunu Okul Birincisi) M. KESLINGER: Arziyat (Jeoloji) ve Paleontoloji Müderrisi, PLUMIER (Pülümiye): Belçikalı, CHARLES (Şarl): Belçikalı Jeoloji Müderrisi, GARET (Gare): Belçikalı Makine Müderrisi, GUINGNARD (Ginyar): Belçikalı Maden İşletme Müderrisi, N. SOUPERTE: Belçikalı Kimya Muallimi, RUDOLF PIRJANE: Fransızca Muallimi, Bedri Hüsnü BEKİROĞLU, Naci ÜÇER, Halil PEKMEN, Cemal Zühtü AYSAN, Tevfik AYYILDIZ: (1928 yılı mezunlarından),16 1926-1927 döneminde başlayan meslek dersleri (Petrografi, Şimendifer, İşletme, İzabe, Topografya, İnşaat, Arziyat) için Belçika'dan 4 ve Fransızca dersi için İsviçre'den 1 Profesör getirtilerek dersler Fransızca verilmeye başlanmıştır.17 MADEN MÜHENDİS MEKTEBİ BİNALARI Maden mektebi ilk kurulduğunda, Zonguldak’ta, iki katlı mütevazı bir binaya yerleşmiş, üç sınıflı, ortaokul mezunu kabul eden bir orta derecede yatılı bir okuldu. Bu okulda sadece basit kimya laboratuarı vardı. Zonguldak Maden Mektebi üç ayrı binada faaliyet göstererek eğitim hayatına başlamıştır. 12 Nisan 1924 tarihli resmi belgeye göre kışla olarak kullanılan ilk bina Türkiye'de ilk maden mühendisi yetiştirmek üzere “Maden Mektebi” olmak üzere devredilmiştir. Eski askeri kışla binası teslim alındıktan sonra taş binada tadilat yapılır içi, dışı boyanır ve çevresi düzenlenir. Yangın tehlikesine karşı eski ahşap zeminlerin kaldırılarak beton kaplandığı belirtilmiştir. Bina 1924 yılında eğitime hazır hale getirilir. Zonguldak Gazetesinin 17 Nisan 1924 tarihli, 37. sayısındaki Tahir Karauğuz imzalı haberine göre, 1924 yılında Maden Müdürü olan Esat Kerimol; “Avrupa maden mekteplerinin programlarını incelemekle meşguldür.” İlk etapta maden mektebinin açılmasındaki amaç, başçavuş ile mühendis arasında uzman yetiştirmektir. Okulun 16 Zonguldak Gazetesi 28 İlkteşrin (Ekim) 1928 Sayı: 217. 17 ZAMAN Murat Ekrem, age. s. 37. 12 inşaatı tamamlanmış, 1924’ün Temmuz ayında okulun açılması önemli kalmamıştır. bir için engel 1927 yılında hizmete başlayan ikinci bina, Maden Mektebi’nin taş binada eğitime başlamasından sonra, 19 Temmuz 1927 tarihli Havza-i Fahmiye (Kömür Havzası) Müdürlüğü Vukuat defterinde; “Madencilerin maden mektebine teberru eylemeye vaat ettikleri beher ton kömürden bir kuruşun ödenmesi hakkında” şeklinde bir yazı bulunmaktadır. Bu yazıdan, Kömür Havzası Müdürlüğü aracılığıyla okulun diğer tarihi binalarının yapımındaki parasal kaynağın sağlanması amacıyla o zaman kömür ocaklarını işleten şirketlerden ton başına bir kuruş bağış alındığı anlaşılır.18 Bina Fransa’daki Saint Etienne’deki Madencilik Yüksek Okulu planına örnek alınarak projelendirilir. 1925 ile 1927 yılları arasında inşaatı bitirilerek okula ilave edilir. “Arziyat (Jeoloji) Çalışma Evi” dersliği ve resim atölyesi binasıdır. Tepede inşa edilen üçüncü binanın yapılmasına 1929 yılında karar verilmiştir. Ortada bulunan ikinci binada olduğu gibi projesi Fransa’daki Saint Etienne’deki Madencilik Yüksek Okulu örnek alınarak yapılmıştır. 1936 yılında tamamlanan bina “İşletme ve Makine Enstitüsü” eğitim binasıdır. 18 YILDIRIM Yüksel, Zonguldak Nostalji. 13 MADEN MÜHENDİS MEKTEBİNDE ÖĞRENİM Cumhuriyet’in ilk yüksekokulu olan Zonguldak Maden Mektebi Alisi ile ilgili olarak 1954 yılında yayımlanan İş Dergisi’nin 20-159 no’lu sayısında Refik Fenmen, Zonguldak Yüksek Maadin ve Sanayi mektebinin açılmasından kapanmasına kadar geçen süreçte yaşananları kendi dilinden anlatırken makale şu cümlelerle başlar. “Biz de ekseriya atılan kuvvetli adımlar ve ümit verici teşebbüsler sonradan ferdi ve sosyal etkenlerin tesiri altında duraklayıp geriler.” Fenmen; Zonguldak Yüksek Maadin ve Sanayi Mektebi’ne geliş amacını şöyle açıklar; “Bu sevimli endüstri bölgesinde, kurulacak bir mektep de, İstanbul Yüksek Mühendis Mektebi’nde (Mühendishane-i Berri-i Hümayundan ayrılarak sivil idareye geçen okul), gerek talebelik hayatımda gerek sonraları, hükümetimizin emriyle yapmış olduğum müşahede ve tetkiklerime, güzel bir tatbik sahası bulmuş olmak benim için büyük bir mazhariyetiydi. Bundan başka ilim müessesemizin Anadolu’muzun her tarafında yayılmasını, memleketin tealisine (yükselme, gelişme), yalnız bir iki merkezden değil, fakat bütün vatandaşların el ele vererek, kendi ihtisaslarına göre, diğer bölgedeki çalışmalara yardım etmelerini mes’ud (mutlu, sevinçli) bir teşebbüs telakki etmiştim.”19 Parasız ve yatılı öğrenci kabul eden bu okul, çoğunluğu Anadolu’dan gelmiş fakir fakat okuma isteği azmiyle yanıp tutuşan öğrencilerle dolmuştu. Mehmet Refik Fenmen okulunu anlatırken, “talebesinin madenciliğe olan sönmez aşkı, muallimlerin fedakârlığı bu mütevazı müesseseye canlı bir ruh veriyor, emin bir istikbal vaad ediyordu. Karadeniz’in madenlere yakınlığı, arazisinin vüs’ati (zenginliği) müessesenin inkişafını (gelişimini) temin edecek başlıca unsurlardan idi” demektedir. Çok kısa surede hızlı bir gelişme gösteren bu okul, yabancı dilde eğitim yapan, öğrencilerini yurtdışı stajlara gönderen, sosyal ve sportif etkinlikleriyle (basketbol, atletizm, futbol ve tenis) küçük fakat günümüz koşullarında bile çağdaş sayılabilecek bir üniversite kimliği 19 Madencilik Bülteni, Temmuz, Aralık, 2007. 20 Madencilik Bülteni Temmuz Aralık 2007 Sayı:82-83 Sayfa: 103. kazanmıştır. Mezunları ülkemizin çok farklı yörelerinde, yurt madenciliğinin gelişmesine katkıda bulunacaklardır. Bunlardan bazıları da, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli kömür havzası olan Zonguldak’ta madencilik çalışmalarını sürdüreceklerdir.20 14 Mehmet Refik Bey'in bakış açısı, deneyimi ve gayreti sonucunda okul hızlı bir gelişim göstermiştir. Öncelikle üç tane yeni bina yapılarak yerleşim sorunu çözülmüş, başta sınai kimya olmak üzere laboratuarlar kurularak donatılmış, mineraloji ve petrografi kolleksiyonları oluşturulmuştur. Mehmet Refik Bey öğrencilerin Fransızca öğrenmesi için büyük gayret göstermiş ve bunu başarmıştır. Yabancı derslerini hocalar Fransızca olarak anlatmaktadırlar. Başlangıçta dersler tercüme edilirken daha sonra öğrenciler doğrudan dersleri anlayabilecek düzeye gelmişlerdir. Öğrenciler Fransızca öğrenmelerini sağlamak için dersler dışında da aralarında Fransızca konuşmaya zorlamıştır. Mehmet Refik Bey Fransızca öğrenme yanında öğrencilerin sosyal bakımdan gelişimine de büyük önem vermiştir. Spor olarak futbol, voleybol ve tenise önem vererek bu alanlarda öğretmenler getirmiştir. Binicilik ise zaten zorunlu bir derstir.21 Laboratuarlarıyla, koleksiyonlarıyla, her türlü cihazlarıyla zamanın en modern Maden Yüksek Mühendisi Mektebi halinde çabuk gelişen bu okulun mezunları, tatilleri sırasında Türkiye’deki madenlerde ve mezuniyeti takiben 3 ay da Avrupa’daki madenlerde ciddi bir stajdan geçirildikleri için, mevcut yerli yabancı maden şirketlerince maddi ve manevi çok iyi şartlarda derhal angaje edilmişlerdir. Öğrenciler her tedris yılı sonunda bir ay ocaklarda işçi gibi çalışarak staj yaptıkları gibi, okulu bitirince de Avrupa’daki maden ocaklarına staja gönderilirdi. Bu stajlarını başarı ile tamamlamayanlara da diplomaları verilmezdi.22 Okulun 1930-1931 yılı mezunlarından Enver Necdet EGERAN, Mehmet Refik Fenmen ve okuldaki eğitim hakkında şu bilgileri veriyor: “Refik Bey’i, 1927’de Zonguldak Maden Yüksek Mühendis Mektebi’ne girdiğimde tanıdım. Hem okulun müdürüydü, hem de elektrik derslerini veriyordu. 1925’den 1927’ye kadar, hepsi kendi alanlarında isim yapmış olan matematik profesörü Kerim Bey, fizik profesörü Hayri Bey ve kimya profesörü Arif Bey sıra mesleki derslere gelene kadar ders vermişlerdi. Mehmet Refik Bey, mesleki dersler için yabancı uzmanlar getirtti. O kadar titizdi ki, yabancı hocalarla bizzat mülakat yapar, ondan sonra sözleşme 21 DÖLEN Emre Prof. Dr., “Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-İ Âlisi (1924-1931)”, Zonguldak Kent Tarihi ’05 Bienali Bildiriler Kitabı Sayfa: 25-26. 22 AVŞAROĞLU Nadir, age, s. 25. 15 imzalardı. Dersleri tam olarak kendileri takip etsin diye tüm talebeye Fransızca kursları aldırdı. Mezun olduktan uzun yıllar sonra MTA’da çalışırken, İstanbul Yüksek Mühendis Mektebi’nden mezun bir meslektaşım ile bir konuda anlaşamadık. Kendi iddiasının doğru olduğunu ispat etmek için mektepte tuttuğu notları getirdi. Ben ona, mektepte okuduğumuz kitabı gösterdim, Arkadaşımın notlarında tercümeden kaynaklanan bir hata vardı. Aramızdaki fark buydu.” OKULDA OKUTULAN DERSLER Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti tarafından 22 Nisan 1930'da Ankara'da bir sanayi kongresi toplanmıştır. Maden İhracı Sanayii kapsamındaki “Zonguldak Raporu”nun “Sınai Tedrisat” bölümünde Türkiye'deki gelişimine madenlerin yardımcı olmak üzere Çavuş, Başçavuş ve Messah (Ölçüm Elemanı) yetiştirilmesi gereği üzerinde durulmuş ve “bu meslek sahiplerini yetiştirmek üzere Zonguldak Yüksek Maden Mühendis Mektebi'ne ilâveten bir maden meslek şubesinin açılması” önerilmiştir. Burada önerilen günümüzdeki deyimiyle “endüstri mühendisliği”dir ve Encümen “hükümetçe bütün bu hususların ehemmiyetle nazara itibara alınmasını” arz etmektedir. Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi müdürü Mehmet Refik Bey kongreye sunduğu “Sınai Tedrisat” başlıklı raporunda çeşitli örnekler vererek yaptığı açıklamaların ardından sanayi mühendislerinin yetiştirilmesi konusunda aşağıdaki öneriyi getirmiştir. “İşte, bize lâzım olan bu mühendisleri en az bir masrafla yetiştirmek için elimizde müstesna bir fırsat var. Yüksek maden mühendisi mektebimize üçü ecnebi olmak üzere mevcut 14 mühendis muallim sanayi mühendisliği için lazım olan derslerin birçoğunu bugün tedris ediyorlar. Sanayi mühendisliği için lazım olup ta Yüksek Maden Mühendisi Mektebinde tedris olunmakta olan fenler şunlardır: Jeoloji ve Madeniyat Muvazenet-i Tersimiye Hendese-i Resmiye Tatbiki Mihanik Demir ve Betonarme İnşaat Mukavemet-i Ecsam Makine İnşaatı Kargir İnşaat Fenni İzabe Termodinamik Sınai Elektrik Tahlili Mihanik Tahlil-i Kimya Yüksek Riyaziyat Fizik Kimya Sınai Fizik Topografya Ahşap 16 Bu derslere yalnız sanayi dersleri ilavesi ile bugün müteşebbis sermayedarlarımızın ihtiyacı olan sanayi mühendislerinin yetiştirilmesi mümkündür.”23 Ayrıca bu derslerden başka Ahmet Cemil Beyin şehadetnamesinde tespit ettiğimiz şu derslerde okutulmuştur: Paleontoloji, Umumi ve Tatbiki Arziyyat, Maadin İşletmesi24 1930 Sanayi Kongresi'nin ardından okulun adı Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi olmuştur. Bu durum kongreye sunulan raporlar doğrultusunda maden mühendisi yanında sanayi mühendisi yetiştirme konusunda hazırlıklar yapıldığını göstermektedir.25 OKULUN İKİ KADIN ÖĞRENCİSİ Okulun ilk kadın öğrencisi 1328 (1912) doğumlu, Bolulu Galyocuzade Ali Rıza Beyin kızı, Erenköy Kız Lisesi mezunu, 01.10.1929 tarihinde 148 numara ile okul kaydı yapılan Emine Mediha Hanımdır. Emine Mediha Hanımın, Amelebirliği (velisi) Fahri muhasibi Bey'in 14.12.1929 tarihinde yazılı müracaatı üzerine, bünyesi ve ahvali sıhhiyesinin müsait olmadığından dolayı kaydı okul idaresi tarafından 16.12.1929 tarihinde kaydı silinmiştir. Okula, ikinci kadın öğrenci olarak 01.10.1930 tarihinde kaydı yapılan fakat ikmale kalması ve okulun kapatılması nedeniyle okulu bitiremeyen ve Türkiye'nin ilk kadın maden mühendisi olma şansını kaybeden öğrenci ise 174 numaralı, Zonguldak'ta Fabrikatör olan Osman Bey'in kız kardeşi, Semiha Hanım'dır. Ayrıca Semiha Hanım kütük defterindeki son öğrencidir. Okulu terk etme tarihi olarak 13.6.1931 tarihi yazılmıştır.26 OKULUN MEZUNLARI Kömür madeninin keşfedilmesiyle birlikte madenleri işletecek kalifiye eleman ihtiyacı ortaya çıkmıştır. İlk zamanlarda bu ihtiyaç yabancı mühendisler aracılığı ile karşılanmaya başlanmış, daha sonraki süreçte yurt dışına eğitim amaçlı öğrenci gönderilmiştir. Eğitim amacıyla yurt dışına gönderilen öğrenciler de yetersiz kalınca, 23 DÖLEN Emre, age. s. 28. 24 Okul Tarafından Ahmet Cemil Beye Verilen Şehadetname (Diploma) Sureti 25 DÖLEN Emre, age. s. 28. 26 ZAMAN Murat Ekrem, age. s. 37. 17 Cumhuriyet İdaresi Zonguldak’ta Maden Mühendisliği eğitimi veren bir yükseköğrenim kurumu açmayı planlamış ve bu yönde ilk kurum 1924 yılında açılmıştır. Yüksek Maden Mühendis Mektebi (1924-1931) adıyla açılan bu ilk mektep, nitelikli eleman ihtiyacını büyük ölçüde karşılamıştır. Fakat bu kurum 1929’da yaşanan ekonomik buhran ve daha fazla mezun öğrencinin işsiz kalacağı sebep gösterilerek 1931 yılında kapatılsa da okulun bazı şubeleri eğitim vermeye devam etmiştir. 1933 yılında ise okulun bütün şubeleri kapatılarak eğitime son verilmiştir. Okul kapatılmadan önce İktisat Vekaleti’nin (Ekonomi Bakanlığı) okulu kapatma gerekçesi şu şekilde belirtiliyor, “Çıkarılacak madenlerle ilgili gereksinime yeterli olacağı ya da fazlasının işsiz kalacağı, 1929 Dünya ekonomik bunalımının Türkiye’yi de etkilemesi gerekçeleriyle ve TC Hükümeti’nin tasarruf önlemi alması” nedenleriyle geçici olarak kapatılmıştır. Kapanma nedeniyle okulu bitiremeyen 3. sınıfın öğrencileri İstanbul’daki yüksekokullara nakledilmişlerdir. Müdür Mehmet Refik Bey İstanbul’a tayin edilmiştir. 18 19 Cumhuriyetten önce, Türkiye’deki madenlerde ve Zonguldak Havzasında tek tük maden mühendisi mevcut iken, Türk madenciliğine Etibank’a, MTA’ya değerli hizmetlerde bulunmuş, Maden Mühendisi yetişmiş olan bu okul madencilik sektörüne ve ülkemize çok önemli hizmetlerde bulunmuştur. Zonguldak Maden Mühendisi Mektebi Alis-i 1928 yılında 16, 1929 yılında 12, 1930 yılında 17 ve 1931 yılında 25 öğrenci mezun ederek kapandı. ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ MEZUNLARI (1928-1931) 1928 Mezunları (16) 1929Mezunları (12) 1930 Mezunları (17) 1931Mezunları (25) Ruhi ALKOR Cevad ADIGÜZEL Nazım ADASAL Hamdi ADALI Zülkerem ALTAY İhsan AYLA Mustafa AHİ Celâl ADIBELLİ Kudret ARGUN Behçet Kemal ÇAĞLAR Cemil AHMET Şerif AKKUTAY Tevfik AYYILDIZ Ahmet KALAYCI Kâmil AKAT Kazım AKYEL Ö.Hulusi BARUTOĞLU Cemal KIPÇAK Rahmi AKINCI Rauf ALPSOYLU Faik BİRKAN Nuri KIRCI Ekrem BEKSOY Mazlum ANGIN Bahattin BİRSAN Sadi MİMAROĞLU Niyazi DURUSOY Cemalettin BAŞGÖZE Selahattin GÖKTUĞ İbrahim NARŞAP Mustafa Sami ERK Cemil BAŞGÖZE Yusuf GÜRATA A.İhsan SOYAK Enver ERKMEN Celâl Ferit ÇINAR Hakkı KÖK Nevzat URUK Hakkı EVİNSEL Adnan DEMİRCİ Naim KROMER Nihat ÜSTÜNEL Emin HARAÇCI Fahrettin DORUK Cemal KURTULAN Cafer ZADİL Sadettin PEKMEZCİLER Mahir EDİSON Hulusi ORPEN Bahri SAVAŞKAN E. Necdet EGERAN Mazlum ÖĞET Kemal SİLİMEN Hilmi EREL Fuat TARI Reşat SİLİMEN Nebil EZGÜ Nevzat YERDEL Halim TÜRKMEN Azmi HALULU Zeki YERDELEN Kâmil HAZNEDAROĞLU Sıtkı KOÇMAN Mazlum KUROSMAN Mücteba MEHMET Necdet ÖZDİNÇ Hilmi SANALAN Hikmet SÖZEN Rıza TUNA Kadri YERSEL OKULUN MÜDÜRÜ; REFİK FENMEN Elektrik mühendisi Mehmet Refik Fenmen, Türk bilim, eğitim ve mühendislik tarihi ile yakından ilgilenenler dışında, tanıdık bir isim değildir. Türk ünlülerini tanıtmak için basılmış nice ansiklopedide Refik Fenmen ismine rastlanmaz. Bununla beraber, Mühendis Mektebi, Darülfünun, Zonguldak Maden Yüksek Mühendis Mektebi gibi önemli okullar ile ilk mühendis örgütlenmesi olan Osmanlı Mühendis ve Mimar Cemiyeti’nin tarihinde adı sıkça karşımıza çıkmaktadır. Mehmet Refik Fenmen, Sadrazam Mithat Paşa’nın kızı Memduha Hanım ile İstanbul Belediye Başkanı Rasim Paşa’nın oğlu olan Halep Valisi Vefik Bey’in çocuğu olarak 1882’de Preveze’de dünyaya geldi. İlkokulu İstanbul’da Numune-i Terakki Mektebi’nde, ortaokul ve liseyi Saint Benoit Fransız Lisesi’nde okudu. Lozan Üniversitesi’nin Matematik-Fizik Bölümü’nü bitirdikten sonra 1906’da Liége Üniversitesi’nin Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden üstün başarı ile yüksek mühendis olarak mezun oldu.27 1908’de yurda döndü. Önce Mekteb-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) matematik öğretmeni olarak, ardından Ticaret ve Nafıa Nezareti (Ticaret ve Bayındırdık Bakanlığı) Fen Müşavirliği’nde mühendis olarak çalıştı. Ardından 1909’da Osmanlı’nın mühendislik Mühendis ilk sivil okulu Mekteb-i Alisi’nin müdürü oldu. Mühendis Mekteb-i Alisi (Mühendislik Yüksekokulu) olarak bilinen okula 20 Mart 1909’da Refik Bey, bu okulun ilk sivil müdürü olarak atandı. Refik Bey, demokrat kişiliği ile özellikle öğrencinin yönetime katılmasında önemli adımlar Ders attı. programlarının yapılmasında, okulun temizlik ve düzeninde, yemekhane sorunlarında öğrencilerin görüşlerini 27 FENMEN Nermin, “Refik Fenmen: Mühendisliği ve Eğitimciliği ile Örnek Bir Fen Adamı”, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, TMMOB Mühendislik Mimarlık Öyküleri II, 2006, s. 49-61. 20 alıyor, çözüm üretmeleri için zorluyordu. Öğrenciler aralarında çeşitli alanlarda örgütlenmeye gitmiş, Genç Mühendis İktisat Cemiyeti, Mühendis Mektebi Talebe Cemiyeti gibi örgütler kurulmuştu. Meşrutiyetin sağladığı demokratik ortamın da etkisiyle öğrenciler ülke sorunlarıyla ilgileniyor, yürüyüşlere katılıyor, gazete ve bildiriler yayınlıyorlardı. Hendese-i Mülkiye dö neminde öğrenciler derslerde tuttukları notlarla yetinirken Müdür Refik Bey’in girişimiyle öğretim elemanları ders notlarını hazırlayıp çoğaltarak dağıttılar.28 Refik Bey, Avrupa koşullarına uygun mühendis yetiştirilmesinde yeni teknolojiyi öğrencilere aktaracak öğretim elemanlarının yurtdışından getirtilmesi konusunda yetkilileri ikna etti ve 1910’da Almanya, Belçika, Fransa ve İsviçre’deki mühendislik okullarını ziyaret etti, burada yeni mühendislik yaklaşımlarına ilişkin incelemelerde bulundu. Belçika’dan sulama ve demiryolu alanlarında iki Belçikalı profesörü ders vermek üzere getirtti. Önceleri Fransızca anlatılan dersleri çevirmen aracılığıyla izleyen öğrenciler, Refik Bey’in girişimiyle Fransızca kurslarına katıldılar ve bir süre sonra dersleri çevirmensiz izleyecek konuma geldiler. Öğretim elemanı yetiştirilmesinin önemini bilen Refik Bey, yurtdışında eğitim gören mühendislerin yurda dönüşlerinde Mühendislik Yüksekokulu’nda görev almalarını sağladı. Staj konusuna önem verdi ve son sınıf öğrencilerinin yaz tatillerinde Konya’daki sulama, İzmir’deki liman inşaatına, Samsun, Sivas, Bandırma’daki demiryolu hatlarına ve lokomotif tamirhanelerine gönderilmelerini sağladı. Refik Bey’in açık görüşlülüğü, öğrencilerin yönetime katılmaları, yürüyüşlerde yer almaları, Nafıa Nezareti’ni rahatsız ediyordu. Öğrenci hareketleri bahane edilerek 28 Eylül 1913’de görevine son verildi.29 1923 yılında Cumhuriyetin kurulması ve yeraltı kaynaklarının devletleştirilmesiyle maden ocaklarının işletilmesi için büyük ölçüde teknik eleman gereksinimi doğmuştu. Atatürk’ün talimatıyla bu konu, hükümet tarafından ele alınmış ve 1924’de, İktisat Vekaleti’ne bağlı Zonguldak Maden Mühendis Mektebi kurulmuştu. 1925’de Refik Bey, 28 FENMEN Nermin, age. s. 52. 29 FENMEN Nermin, age. s. 54. 21 Zonguldak Kömür İşletmesi’ne atandı. Maden Mühendis Mektebi, Refik Bey atandığı sırada yeni kurulmuştu. Refik Bey, Zonguldak Maden Mühendis Mektebi’nin eğitim programının oluşturulmasında ilk adımları attı. Bu okula sınavla alınan lise mezunlarına Fransızca öğretilerek teknik literatürü izlemeleri sağlandı. Zonguldak Maden Mühendis Mektebi, madenciliğin devlet eliyle sıfırdan başlatılarak geliştirilmesinde önemli bir adım olmuştur. “Refik Bey’i, 1927’de Zonguldak Maden Yüksek Mühendis Mektebi’ne girdiğimde tanıdım. Hem okulun müdürüydü, hem de elektrik derslerini veriyordu. Refik Bey, Zonguldak’taki görevi sırasında 1926 yılında Ameli Makinacılık, 1927 yılında ise Ameli Telsizcilik ve Ameli Otomobilcilik kitapları ile Max Planck’ın Işığın Doğası isimli eserinin çevirisini yayınladı. 1930-31 yıllarında ise 3 ciltlik Elektroteknik kitabı ile termodinamik ve yanma üzerine 2 ciltlik Hararetin Tekniği adlı eserlerini tamamladı. Tüm bu yayınları, Zonguldak Maden Mühendis Mektebi’nde öğrencilere ders kitabı olarak okutuluyordu.30 1931’de ekonomik krizin baş göstermesiyle okul tümüyle kapatıldı. Refik Bey 1932 yılında İstanbul mıntıkası Sanayi Müdürlüğü’ne, 1934 yılında da İktisat Bakanlığı’na bağlı elektrifikasyon bürosu üyeliğine getirildi. 21 Haziran 1934’te Soyadı Kanunu çıkınca da gönül verdiği fen dünyasından esinlenerek “fen adamı” anlamına gelen Fenmen soyadını aldı. 1935’de Refik Fenmen, Ankara’ya, Ankara belediyesi Otobüs İşleri Müdürlüğü’ne atandı. Aynı yıl Türkiye’nin elektrifikasyonu adlı kitabını yayınladı. Bu kitapta Zonguldak’ta kömür yıkama ünitelerinden çıkan değersiz toz kömürün değerlendirileceği bir termik santral önerisi ilk olarak ortaya atılmıştır. Bu kitapta yer alan görüşler, 1941’de Etibank tarafından hayata 60.000 KWs Zonguldak-Çatalağzı geçirilmiş, gücündeki termik santralının temeli atılmıştır.31 Refik Fenmen, 1936-1940 yılları arasında Türk Yüksek Mühendisler Birliği’nin Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu. 1943-1946 yılları arasında da Kocaeli Milletvekili olarak Büyük Millet Meclisi’nde görev yaptı. 1946’da milletvekilliği sona eren Refik Fenmen, 30 FENMEN Nermin, age. s. 57. 31 FENMEN Nermin, age. s. 58. fizik, elektrik ve 22 matematik öğretmenliğine devam etti, Etibank Yönetim Kurulu Üyeliğinde bulundu. Emekli olduktan sonra da mesleğinden uzaklaşmadı, çeşitli il ve ilçelerin elektrik projelerini bizzat yaptı Refik Fenmen, geçirdiği kısa rahatsızlıktan sonra 5 Mart 1951’de hayata gözlerini yumduğunda ardında telif ve tercüme 33 makale ve kitap, çağdaş bilime yönelik geliştirdiği ders programlarında yetiştirdiği yüzlerce mühendis, öncülük ettiği ve bizzat gerçekleştirdiği yüzlerce proje ile “apartmanları” olarak atıfta bulunduğu çocuklarını bıraktı. Bir gün, “Siz yüksek mühendissiniz, milletvekilisiniz, söyler misiniz, kaç apartmanınız var?” şeklinde kendisine bir soru yönelten bir gazeteciye, “benim beş apartmanım var: çocuklarım” şeklinde yanıt vermiştir. Çocukları Rasim (diplomat), Mithat (piyanist), Seniye (ressam, seramikçi), Sabahattin (elektrik mühendisi) ve Şefik (diplomat), her biri farklı dallarda ünlenmiş, Refik Fenmen’in aydın, yenilikçi, toplumcu, bilimi temel alan dünya görüşünü gelecek nesillere aktarmayı sürdürmüşlerdir.32 MAADİN MEKTEBİNİN KAPATILMA SÜRECİ Okul, tam olarak belirlemeyen nedenlerden ötürü 1931 yılında kapatılmış, Mehmet Refik Fenmen฀de, 1932 yılında İstanbul Mıntıkası Sanayii Müdürlüğü’ne atanmıştır. 1931 yılında kapatılan Mühendis Mektebi, “Jeometr (Maden Topografı), Başçavuş” gibi teknik eleman yetiştiren iki yıllık meslek okuluna dönüştürülür. “Maden Meslek Mektebi” adıyla eğitime devam edilen okulda, 1931-1932 ve 1932-1933 yıllarında iki devrede 35 öğrenciye “başçavuş” eğitimi verilir. Okul Müdürü Mehmet Refik Fenmen, 1932 yılı sonunda 7 yıl hizmetten sonra İstanbul´a tayin olur. 1931 yılı başlarında okula Viyana´dan bir Jeoloji ve Paleontoloji profesörü getirtilmesi için İktisat Vekâleti’nin isteği üzerine İcra Vekilleri Heyeti kararı alınmış olması okulun kapatılması gibi bir konunun gerek iktisat Vekâleti’nin ve gerekse hükümetin gündeminde olmadığını kanıtlamaktadır. 32 FENMEN Nermin, age. s. 60. 23 Bundan kısa bir süre sonra okulun 1931 yılı ortalarında iktisat Vekâleti tarafından yeterli sayıda maden mühendisinin yetiştirildiği ve daha fazlasının işsiz kalacağı, 1929 ekonomik bunalımının Türkiye´yi de etkilemiş olduğu ve hükümetin tasarruf önlemleri alması gibi gerekçelerle kapatılmış olması inandırıcı değildir. Bu tarihten sonra çeşitli kurum ve kuruluşlar adına maden mühendisliği öğrenimi görmek üzere çok sayıda öğrenci başta Almanya olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine gönderildiği gibi Zonguldak havzasında da çok sayıda yabancı maden mühendisi çalışmaktadır. 1927-1928 döneminde 16 kişi ile ilk mezunlarını veren yüksekokul, 1928-1929 döneminde 12, 1929-1930 döneminde 17, 1930-1931 döneminde de 25 kişi olmak üzere 7 yılda, 4 sınıftan toplam 70 mezun vermiştir. 1924-1925 döneminde açılan Mühendis Mektebi 1930-1931 mezunlarını verdikten sonra, mühendis eğitimi durdurulur ve 13.06.1931 tarihinde okul kapatılır. Bu karar nedeniyle okulu bitiremeyen, hepsi lise mezunu, 1930-1931 döneminin üçüncü sınıftan 9, ikinci sınıftan 3, birinci sınıftan 25 olmak üzere toplam 37 öğrenci de İstanbul´daki yüksek okullara nakledilirler Maadin Mektebinin 1931 yılı ortalarında İktisat Vekâleti tarafından yeterli sayıda maden mühendisi yetiştirildiği, fazlasının işsiz kalacağı gerekçesi ile kapatıldığı bu dönemde havzada birçok yabancı maden mühendisinin de çalıştığı görülmektedir. Bir fikir vermesi adına havzada çalışan Türk ve yabancı mühendis sayısı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Tablo : Havzadaki Türk ve Yabancı Mühendisler (1938) Bölge Türk Ereğli Ocakları (Kandilli Kireçlik) 4 Yabancı Toplam Kozlu Ocakları 3 6 7 Zonguldak ocakları 10 8 16 Kilimli Ocakları 19 1 27 Toplam 5 19 37 6 Kaynak: Emre Dölen, (2006). Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Alisi, Zonguldak Kent Tarihi’05 Bienali Bildiriler Kitabı, Zonguldak: Zonguldak Eğitim ve Kültür Vakfı, 29-30. 56 Tablodaki gerçek her şeyi ortaya koymaktadır. Yerli sermayemiz olan maden ocaklarında kendi vatandaşlarımız yabancıların yarısı kadar yer teşkil etmekteyken, maden mühendisi yetiştirmek için kurulan okulun kısa sürede kapatılması gerçekten anlaşılır bir durum değildir.33 Bütün bunlar göz önüne alındığında okulun kapatılmasının altında başka nedenlerin olduğu kuşkusu ortaya çıkmaktadır. Okulun mezunlarından Kadri Yersel ve Enver Necdet Egeran gibi okulla ilgili anılarını yazmış olan mezunlar da bu konuda susmayı tercih etmişlerdir.34 Okulun kapanma sebebini araştıran emekli madenci araştırmacı yazar Erol Çatma’nın bu konudaki tespitleri şu şekildedir: Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi’nin 33 KARA Murat, age. s. 123. 34 DÖLEN Emre, age. s. 30. 24 kapanışı konusunda yaptığım araştırmalardan kesin bir netice alamadım. Bu okulun 1929-1930 yılı mezunlarından Bahri Savaşkan, bir röportajda bana şunları söylemiştir: “Ortada neden kapatıldığına dair sarih bir şey yok. O tarihte 70 mühendis yetiştirdikten sonra kapatılıyor. Tahmini olarak bir fikir yürütmek gerekirse 70 mühendis Türkiye'ye yeter deniliyor. Fakat o konuda hata edildi.” Bu cevabın ardından, “Hocam, yabancı mühendisler bizimkilerin iki katı maaş alıyorlardı. Bizden yetişen mühendise ihtiyaç olmasına rağmen, okulun kapatılmasını anlamakta zorluk çekiyorum.” Doğrultusundaki sorumu, Bahri Savaşkan şöyle yanıtladı: “Şirketler, yabancı mühendislere verdikleri paradan sonra, devlete de para veriyorlardı. Ama ondan sonra değişti tabii bu. Türk Mühendisler çoğalınca, yabancı mühendisler azaldı.” Bahri Savaşkan'ın okulun kapatılması konusunda tatmin edici bir şey söylememesi pek ikna edici olmadı ve konu karanlıkta kaldı.35 Bir Kafkasya Şehidi'nin yetimi ve dolayısıyla Darüşşefaka'nın bir diğer mezunu olan merhum Kadri Yersel’in, daha Kurtuluş Savaşı'nın tozu dumanı bile dağılmadan parlayan ve 1931 yılında Zonguldak'ta söndürülen bilim ve fen kıvılcımı ile ilgili olarak yayınlanmış anılarında aktardıkları ise şöyledir: “ Okuldan 70 mühendis yetişmişti. Bir deyişe göre bu sayı yeterli görüldüğünden, diğer bir deyişe göre o yıllardaki büyük ekonomik buhranın zorlaması ile bu okul kapatıldı Geride kalan 3 sınıfın, hepsi de lise mezunu olan ve aralarında iki de kız bulunan öğrencileri, İstanbul'daki yüksekokullara nakledildiler. Birkaçı ile mühendis olarak karşılaştık. Ama kızların ne olduklarını öğrenemedim Kısa bir süre sonra bu kapatmanın yanlışlığı anlaşılarak teknisyenleri, açılan maden kurslarla mühendis statüsüne yükseltildiler. Batıya öğrenciler gönderildi.”36 1924-1925 Mühendis mezunlarını döneminde Mektebi açılan 1930-1931 verdikten sonra, mühendis eğitimi durdurulur ve 13.06.1931 tarihinde okul kapatılır. Bu karar nedeniyle okulu bitiremeyen, hepsi lise mezunu, 1930-1931 döneminin üçüncü sınıftan 9, ikinci sınıftan 3, birinci sınıftan 25 olmak üzere toplam 37 öğrenci de İstanbul'daki yüksek okullara nakledilirler.37 35 ”Havzayı Fahmiye'nin Füzyonu Öncesinde, TC'nin Teknik Eğitim ve İstihdam Politikaları Üzerine Bir Deneme”, Madencilik Bülteni Kasım/1995-Ocak/1996 Sayı: 45 Sayfa:10. 36 Madencilik Bülteni Kasım/1995-Ocak/1996 Sayı: 45 Sayfa:11. 37 ZAMAN Ekrem Murat, age. s. 40. 25 1931 yılında kapatılan Mühendis mektebi, 1949 yılına kadar iki yıllık Maden Meslek Mektebi olarak kullanıldıktan sonra bugün halen Zonguldak’ın en köklü meslek elemanı yetiştiren okulu; Endüstri Meslek Lisesi olarak eğitim vermeye devam etmektedir. Erkek Sanat Enstitüsü, Sanat Okulu, Erkek Meslek Lisesi, Erkek Sanat, Maden Teknik Okulu, Teknik Lise, Akşam Sanat ne derseniz deyin bu zengin isim dağarcığı içinde nesiller boyu hizmetini devam ettirmeye devam etmiştir. Zonguldak Erkek Sanat Enstitüsü 18.07.1945 tarihinde ilk yeri olan Soğuksu semtinde garajdan bozma iki küçük binada tesviyecilik, demircilik, marangozluk olmak üzere üç bölüm ve 167 öğrenci ile öğretime açılmıştır. 1949 yılından sonra, halen öğretime devam edilen maden teknik okuluna taşınan okul, yıldan yıla meslek bölümleri ve öğrenci sayıları giderek artarak yoluna devam etmiştir.38 Teknik okulunun kapanmasıyla ve yeni bölümlerin eklenmesiyle okul bugün küçük bir üniversite görünümü kazanmıştır. Zonguldak Anadolu Teknik Lisesi, Zonguldak Teknik Lisesi ve Zonguldak Endüstri Meslek Lisesi dahil olmak üzere Aynı çatı altında 3 ayrı okul halini almış olup 40.000 m2 alana oturmuş tek müdürle yönetilmektedir. Geçen yıllar içinde ülkeye teknik eğitim hizmeti veren okul, Türkiye sathında çeşitli kademelerde görev yapan binlerce teknik eleman, bürokrat, işadamı, sanatkar ve öğretmen yetiştirmiştir. İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi 1953'de kurulduğuna göre aradan geçen 22 yıl Türkiye madenciliği ve maden mühendisliği açısından kaybedilmiş olan 22 yıldır. Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi’nin mezunları Türkiye'deki madencilik sektöründe çok önemli yerlere gelmişler ve çok önemli katkılarda bulunmuşlardır. Okul ve mezunları konusunda 1930-1931 yılı mezunu Enver Necdet Egeran tekrar aşağıdaki değerlendirmeyi yapmaktadır. “Kapatılmamış olsaydı şimdiye kadar Avrupa'daki birçok üniversitenin çok üstünde talebe yetiştiren mükemmel bir Grande Ecole olarak devam edecekti. 1935 yılında ekonomiye devletçilik ağırlığı verilmek istendiği zaman, Zonguldak Maden Yüksek Mühendislerinin Avrupa ve Amerika'da tahsil görmüş Yüksek Mühendislerle birlikte yüze yakın bir yekün teşkil etmesi MTA, Etibank ve EKİ müesseselerinin kuruluşuna imkân vermiş ve devlet eliyle madenciliğin geliştirilmesi sağlanmıştır. Halen işletilmekte olan tüm önemli madenlerin ilk etüd ve aramalarında ve işletmelerinde fiilen çalışmış olan Zonguldak Maden Yüksek Mühendis Mektebi mezunlarının Türkiye madenciliğinde özel bir yeri vardır”.39 Cumhuriyetin onuncu yılı dolayısıyla yayınlanan Cumhuriyetin Onuncu Yılında Zonguldak ve Maden Kömürü Havzası adlı kitapta sanki okul iki yıl önce kapatılmamış ve öğretime devam ediyormuş gibi “Yüksek Maadin ve Sanayi Mektebi” başlıklı bir bölüm (sayfa 138-143) açılmıştır. Burada okulun kapandığından hiç söz edilmeden dört dönemde mezun olanların adları ve toplu fotoğrafları ile bazı hocaların fo toğrafları verilmiştir. Bunun arkasından “Maden Meslek Mektebi” bölümünde (sayfa 143-144) Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebine ilaveten birde Maden Meslek Mektebi'nin kurulmuş olduğundan söz edilmektedir. Oysa 1933'de bu okul da 38 https://www.pusulagazetesi.com.tr/maadin-mektebi, Er. Tar. 01.06.2024. 39 DÖLEN Emre, age. s. 32. 26 kapatılmıştır. Görüldüğü gibi okulun kapatılması tehlikeli ve eleştirilemez bir konu sayıldığından bundan hiç söz edilmemektedir.40 Tahir Karauğuz’un çıkardığı Zonguldak’ın ilk gazetesi “Zonguldak Gazetesi” ilk mezunların diploma töreni haberini sütunlarına büyük bir sevinç ve gururla taşımıştı. Haberin bir bölümünde şöyle yazmaktadır: “28 Eylül günü bütün memleket münevverleri ile beraber yüksek mühendis mektebimizin yeni binasında ki salonda hazır bulunduk. Cumhuriyetin feyzi ilk mahsullerinden birini daha veriyordu. 16 genç o gün ki hatiplerden birinin dediği gibi: “Hepsi yirmi, yirmi beş bahar görmüş on altı genç vatanın ufkuna 16 bahar fecri gibi tepelerden doğuyordu.” Zonguldak Maadin Mühendisi Mekteb-i Âlisi’nin kapanmasının ardından kömür havzasında aralıklarla da olsa madencilik eğitimi devam etti. Zonguldak Maadin Mühendisi Mekteb-i Âlisi adıyla açılan Zonguldak Yüksek Maden Mühendis Mektebi (1924) sırasıyla: Zonguldak Yüksek Maadin ve Sanayi Mektebi (1930), Zonguldak Maden Tatbikat Mektebi (1937), Zonguldak Maden Teknisyen Mektebi (1940), Zonguldak Maden Teknik Okulu (1949), Zonguldak Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (1975), Hacettepe Üniversitesi Zonguldak Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü (1983), Karaelmas Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü (1992), Bülent Ecevit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü (2012) adlarını alarak varlığını sürdürmüştür. Zonguldak Yüksek Maden Mühendis Mektebi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin temelini oluşturan Mühendislik Fakültesi'nin çekirdeğidir. MADEN MEKTEBİNİN ÜLKEMİZE ve TOPLUMA KAZANDIRDIKLARI Zonguldak Maadin Mühendisi Mekteb-i Âlisi’nin maden mühendisliği eğitiminin dışında havzaya ve ülkemize önemli katkıları olmuştur. Modern maden mühendisliği eğitimini başlatması ve çavuşluk, teknikerlik eğitimlerinin yanı sıra maden mühendislerinin örgütlenmesi, ülke ekonomisine katkılarda bulunması, Havzaya sanatsal ve sportif bir yapı kazandırması ve bir madencilik kültürünün oluşturulmasının sağlanması bunlar arasında sayılabilir. Maden Meslek Şubesi/Mektebi (1930-1933) 1930’da Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendisi Mektebi’nde mühendislik öğretiminin yanında madenlere başçavuş yetiştirmeye yönelik olarak orta derecede ve iki yıllık bir “Maden Meslek Şubesi” açılmıştır. Refik Fenmen bu konuda aşağıdaki açıklamayı yapmaktadır: Maden Meslek Şubesi’nin tesisi, madenlerde mühendis ile amele ve madenci çavuşları arasında çok faideli bir, mutavassıt olarak vazife gören başçavuş ve topograf yetiştirmenin de, madenlerimizin teşkilâtlandırılması bakımından ehemmiyeti aşikâr idi. İşte bu teklifimiz de Vekâletce muvafık görülerek, orta derecede bir şube açılmış 40 DÖLEN Emre, age. s. 32. 27 ve bu şubeye orta mektep mezunları alınmıştır. Madenci başçavuş şubesini bitirenlerin de, bir sene tahsil neticesinde topograf şahadetnamesi alabilmeleri mümkün idi. Bu şube mezunlarının pratik stajları daha fazla olması için, senede 5 ay ders, 5 ay madenlerde staj görmeleri kararlaştırılmıştı.41 Muallimi Bedri Hüsnü (Bekiroğlu) Bey, Kimya Muallimi Mehmed Arif (Beylikçi) Bey, Jeoloji ve Mineraloji Muallimi Cemal Zühtü (Aysan)0 Bey, Hesap Muallimi Halil (Pekmen) Bey ve Maden İşletme Profesörü Guignard tarafından verilmektedir. Bu okuldan 1931-1932 ders yılında 14 ve 1932-1933 ders yılında 21 olmak üzere 35 kişi mezun olmuş ve bunun ardından, havzada bu tür elemana büyük ihtiyaç olmasına rağmen bilinmeyen nedenlerle okul kapatılmıştır. Maden Mühendisleri Cemiyeti (1930) Cumhuriyetin ilk yıllarında, maden mühendisleri örgütlülüğünün temelleri de yine Zonguldak’ta atıldı. İlk örgütlenme, “Maden Mektebi” binalarında 1930 yılında “Türk Maden Mühendisleri Cemiyeti” kurulmasıyla başladı. Cemiyetin kurulmasına ve çalışmalarına Zonguldak Maadin Mühendisi Mekteb-i Âlisi’nden mezun olan ilk mühendislerin önemli katkıları oldu. Maden Mühendisleri Cemiyeti, 1940-1957 yılları arasında Etibank’ın üst katındaydı. 1945 yılında “Türk Maden Mühendisleri Cemiyeti” adına “Yüksek” eklenerek, “Türk Yüksek Maden Mühendisleri Cemiyeti” olarak değiştirildi ve Ankara’da bir şube açılması kararı alındı. Yüksek Maden Mühendisleri Cemiyeti, Fener Mahallesindeki Hollandalılardan kalan prefabrik binaya taşındı ve burada 1976’ya kadar, 20 yıl varlığını sürdürdü. 1951 41 DÖLEN Emre, “Zonguldak Maden Teknisyen Mektebi (1940–1949)”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları 22, 1 (2021): 1-66. 28 yılında Maden Teknik Okulun mezunları tarafından “Türk Maden Mühendisleri Cemiyeti” eski Sendika binasının 4. katında kuruldu. 1972 yılında, her iki cemiyetin başında bulunan “Türk” ifadesi kaldırıldı. Maden Mühendisleri Cemiyeti 1973 yılında adını “Maden Mühendisleri Derneği” olarak değiştirmiş olmasına karşın uzun yılların alışkanlığıyla günümüze kadar “Cemiyet” olarak anıldı.42 Maden Mühendisleri Cemiyeti gayretleri ve öncülüğünde ilk madencilik dergileri Zonguldak’ta çıkarıldı. Havzada her dönemde, yurt dışından gelen çok sayıda maden mühendisi vardı. İlk madencilik etkinlikleri, eğlenceleri ve baloları da Cumhuriyet öncesinden kalmış geleneklerle Zonguldak’ta yapıldı. İlk Mezunlardan Behçet Kemal Çağlar (1908-1969) Onuncu yıl marşının yazarı milletvekili, şair ve yazar Behçet Kemal Çağlar da Zonguldak Maadin Mühendisi Mekteb-i Âlisi’nin ilk mezunlarındandır. 1925 yılında, Maden mühendis mektebine imtihanla girmiş, yüksek tahsil için Zonguldak’a gelmiştir. Başarılı bir öğrenci olup, 1929 yılında Zonguldak Maden Mühendis Mektebi’nden birincilikle mezun olmuştur. Okulun kuruluşundan sonra ikinci dönem mezunlarındandır. Birincilikle bitirdiği Maden Mektebi o yıl 12 öğrenci mezun vermiştir, eski müessese müdürü İhsan Soyak, eski milletvekilleri Rauf Alpsoylu, Naim Kromer ve Cemal Kıpçak ile sıra arkadaşlığı yapmıştır. Bu kadro Zonguldak tarihini şekillendiren çekirdek kadrodan bir bölümünü oluşturmaktadır. Aynı arkadaş gurubu, okul sonrası “Türk Yüksek Maden Mühendisleri Cemiyeti” adı altında Cumhuriyetin ilk maden mühendisleri derneğini Zonguldak’ta kurmuşlardır. Cemiyet, 1930’da Maden Mektebi binasında yapılan toplantıyla, Behçet Oktay ve maden mektebi mezunları İhsan Soyak, Bahri Savaşkan, Zeki Yerdelen ve Behçet Kemal Çağlar’ın da bulunduğu kadroyla şekillenmiştir. Behçet Kemal Çağlar cemiyetin kurulma çalışmalara destek verdiği gibi. “MADEN” adlı dergiyi cemiyetin isteğiyle kendisi hazırlamıştır. Zonguldakta Spor ve Futbol Zonguldak’ın futbolla takım ruhunun Maden Mektebi’yle birlikte şehre kazanıldığı bilinmektedir. 1924 yılında Türkiye’de ilk olarak Maden Mühendisi yetiştirmek için açılan maden yüksekokulu müdürü Mehmet Refik Fenmen öğrencilerin sosyal bakımdan gelişimine de büyük önem vermiştir. Spor dalları olarak binicilik zorunlu 42 ZAMAN Ekrem Murat, Zonguldak Nostalji, 17 Ekim 2021. 29 ders olurken futbol, voleybol ve tenise önem vererek bu alanlarda dışarıdan öğretmenler getirmiştir. O yıllarda okul takımı destekli kurulan “Karaelmas” adlı ilk futbol takımının, formaları üzerine okulun arması da olan “çapraz çekiç-tokmak” kullanılmıştır. Takımın logosu 1945 yılında “Kömürspor” kurulana kadar uzun yıllar bu armayla yaşamıştır. Kömürspor kulübü kurulduktan sonra aynı arma kullanılmış, paralel bir zaman aralığında, çekiç-tokmak üzerinde EKİ ilavesi yer almıştır. 1966 yılında kurulan yeni kulüp Zonguldakspor’un arması üzerinde 1966 tarihi yazılmıştır.43 SON OLARAK Büyük Dünya Savaşı’ndan henüz yeni çıkmış olan genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomisini geliştirmek için bazı girişimlerde bulunulması şart olmuştur. Bu alanda özellikle ekonomiye büyük katkısı olacağı gözüyle bakılan madenlerin işletilmesi meselesi büyük önem arz ediyordu. Madenlerin, özellikle Zonguldak Havzası’ndaki madenlerin işletilebilmesi için de madenlerde çalışabilecek uzman elemana ihtiyaç bulunmaktaydı. İlk zamanlarda bu ihtiyaç yabancı mühendisler aracılığı ile karşılanmaya başlanmış; daha sonraki süreçte yurt dışına eğitim amaçlı öğrenci gönderilmişti. Eğitim amacıyla yurt dışına gönderilen öğrenciler de yetersiz kalınca, Cumhuriyet İdaresi Zonguldak’ta Maden Mühendisliği eğitimi veren bir yükseköğrenim kurumu açmayı planlamış ve bu yönde ilk kurum 1924 yılında açılmıştır. 1924 yılında açılan maden mühendis okulu Türkiye’de bir ilktir ve Zonguldak’ta açılmıştır. Açıldığı ismiyle “Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi” ilk mezunlarını 1927-1928 ders yılı sonunda vermiştir. Yüksek Maden Mühendis Mektebi (1924-1931) adıyla açılan bu ilk mektep, nitelikli eleman ihtiyacını büyük ölçüde karşılamıştır. Fakat bu kurum 1929’da yaşanan ekonomik buhran ve daha fazla mezun öğrencinin işsiz kalacağı sebep gösterilerek 1931 yılında kapatılsa da okulun bazı şubeleri eğitim vermeye devam etmiştir. 1933 yılında ise okulun bütün şubeleri kapatılarak eğitime son verilmiştir. Okulun kapatılması ve eğitime son verilmesi ile ilgi çok çeşitli görüşler söz konusudur. Kesin bir bilgi olmamakla birlikte resmi kaynaklarca öne sürülen; ihtiyaç fazlası mezun verdiği, ekonomik krizin bulunduğu, yeter sayıya ulaşıldığı gibi önermelerin çok da geçerli olmadığı anlaşılmaktadır. Okulun kapanması ile ilgili olarak okulun müdürü (rektör) ve bence herşeyi olan M. Refik Fenmen bir röportajda; “bizde ekseriya atılan kuvvetli adımlar ve ümit verici teşebbüsler sonradan ferdi ve sosyal etkenlerin tesiri altında duraklayıp geriler.” ifadelerini kullanmıştır. Başta İktisat Vekaleti ile devletin okulun kapanma sürecinden sonra dahi madenci eğitimine yatırım yapması, yurtdışına maden mühendisliği eğitimi almak için öğrenci göndermesi ve 1931 yılında Atatürk’ün Zonguldak’a gelişinin hemen öncesinde okulun 43 Zonguldak Nostalji, 21 Ocak 2024. 30 kapatılması hayli düşündürücüdür. Konuyu inceleyen ve bu çalışmayı hazırlayan biri olarak şahsi kanaatim; Cumhuriyeti ayakta tutmaya çalışan ve bu uğura çok gayret sarf eden devleti yöneten kadroların bazı kaynaklarda eski bir ittihatçı olduğu M. Refik Fenmen öncülüğünde Zonguldak’ta böylesine bir yapılanmaya ve çeşitli kadroların bu okulda var olmasına müsaade etmeyerek, resmi girişimlerden ziyade en üstten bir emirle kapatıldığı yönündedir. Belirttiğim gibi okulun kapanması konusunda net ve somut bir bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle net bir şey söylemek ya da resmi söylemleri kabul etmek gerekir. Ancak bilinen bir gerçek var ki, bu güzide ve başarılı okulun kapandığıdır. Kısacası; O güzel okul O güzel atlara bindi ve gitti. Nadir AVŞAROĞLU Maden Mühendisi Haziran - 2024 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geological Methods in Mineral Exploration and Mining / Roger Marjoribanks

Baz metal yataklarının uzaktan algılama ile belirlenmesine bir örnek: Hakkari güneyi…

Çatalçam (Soma-Manisa) Au-Pb-Zn-Cu cevherleşmesinin jeolojik, mineralojikpetrografik ve sıvı kapanım özellikleri

ALACAKAYA (ELAZIĞ) MERMERİNDE GULEMAN OFİYOLİTİNİN MUCİZESİ

Tectonic Triggers for Postsubduction Magmatic-Hydrothermal Gold Metallogeny in the Late Cenozoic Anatolian Metallogenic Trend, Türkiye