KÖMÜRLERDE OKSİDASYON ve YARATTIĞI SORUNLAR - 1

UCG prosesinin uygulanabilirliğinin araştırılmasında önemli bir parametre olan kömür geçirgenlik ve gözenelliğinin tespiti amacıyla sondajlardan derlenen linyit karot örneklerinden, laboratuvarlarda tapa olarak adlandırılan deney numunesi almak oldukça zahmetli ve neredeyse çok zor.

Yaklaşık 2.5 yıldır bu konu üzerine yaptığım saha değerlendirmelerinde, bu iki parametrenin belirlenmesinde oldukça sıkıntı yaşadık.

Bildiğiniz üzere linyitin gevrek yapısından dolayı dayanımı oldukça düşük, hem sondajda hem de laboratuvarda kesme esnasında deformasyona uğrayarak çoğu zaman lamina yüzeylerinden veya mikroçatlaklarından dağılıyor.

Bu nedenle çeşitli yöntemler uygulanmasına rağmen tapa almakta zorluk yaşanıyor.

Öneriniz ne olabilir?

Hiç şüphe yok, kömür kalitesi ile ilgili bir durum, kömürün gevrek yapısı ve kırılganlığı. Her koşulda oluşan oksidasyon, kömürlerde gevrek yapıyı hızlandırıyor. Kömürün öğütülebilirliğinin bir göstergesi olan hardgrove indeksi, oksidasyon arttıkça azalmaktadır. Hardgrove indeksindeki azalma direkt olarak kömür okside olduğu zaman oluşan mikro çatlaklarla ilgilidir. Okside kömür yüzeyi kırıklı, çatlaklı olup, kurumuş çamur kekine benzer buna karşı okside olmamış kömür yüzeyi düz ve çatlaksızdır. Atmosfer koşullarına maruz kömür yüzeyinin kuruyup ıslanmasının neden olduğu termal büzülme ve genişleme kömürü karakterize edilen kırık ve çatlakları genişletir. Bu kırık ve çatlaklardan dolayı okside kömür mekanik olarak zayıf ve dayanıksızdır, kolay kırılır.

Kömürlerde bozunma süreci, kömür içerisindeki nemin yavaş yavaş buharlaşmasıyla başlamakta ve bunu kömürün ufalanması takip etmektedir. Dolayısıyla, ufalanmayla oksidasyon için daha fazla yüzey alanı oluşmaktadır.

Sonuç olarak oksidasyon kömürün değerini azaltan bir prosestir. Kömürün yakıt, kok üretimi veya kimya endüstrisinde birçok kullanım yeri oksidasyondan olumsuz olarak etkilenir.

Bence, tapa numunenin, kömürün en orijinal durumunda yani sahada henüz karot sandığına konmadan ve laboratuvara nakledilmeden alınması bu sorunu çözebilir.


KAYNAK

https://www.maden.org.tr/resimler/ekler/8c040adb393832c_ek.pdf


Yorumlar

  1. Sondajdan alınan kömür karot numuneleri orjinal halini en yakın temsil edecek şekilde streçlenip, naylon poşetlerle bandajlanıp, daha sonra sızdırmazlığını sağlayan pvc boruların içerisine alındıktan sonra, nakliye aşamasındaki olumsuz koşullar da ortadan kaldırılarak laboratuvara naklediliyor zaten .
    Laboratuvarda kesim öncesi açılan örneklerin hala orjinalliğini koruduğu, su içeriklerinde ve fiziksel yapısında herhangi bir değişim olmadığını görebiliyoruz.
    Dediğiniz oksidasyon sürecinin almış olduğum örnekler için geçerli olacağını düşünmüyorum. Ayrıca tapa numunesi arazide alınsa dahi yeteri kadar hava ile temasını kesemediğiniz süreci laboratuvara nakil süreci sondajdan alınan kömür karotlarıyla aynı yolu izleyecektir.
    Sizin de belirttiğiniz gibi oksidasyonun önüne geçmek için, sahadan alınan örnekler uluslararası kabul görmüş standartlara yakın koşullarda korunmadan alınırsa, her bir karot parçası orjinal halini yansıtamayacağından tapanın nerde alındığından ziyade kesim ile deney aşaması arasında geçen zamanın kısa olması gerekir. Deney prosedürü sahada gerçekleşemediği için bu süreyi azaltmak amacıyla malesef örnekleri karot şeklinde laboratuvara nakil yapmak durumundayız.
    Sevgi ve saygılarımla...

    YanıtlaSil
  2. En önemli konu, sözü edilen kömürlerin oksidasyon özelliklerinin yüksek olması, dolayısıyla kırılma ve gevrekleşme kaçınılmaz oluyor. Dediğin gibi tapanın hemen alınıp, çok iyi izole edilerek en kısa sürede analize sokulması tek seçenek. Bizim yüksek uçuculu bitümlü kömürler (Kolombiya), ülkemiz linyitleri gibi aynı davranışı sergilemediğinden büyük sorun yaşanmıyor.
    Kolaylıklar diliyorum, iyi çalışmalar.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geological Methods in Mineral Exploration and Mining / Roger Marjoribanks

Baz metal yataklarının uzaktan algılama ile belirlenmesine bir örnek: Hakkari güneyi…

Çatalçam (Soma-Manisa) Au-Pb-Zn-Cu cevherleşmesinin jeolojik, mineralojikpetrografik ve sıvı kapanım özellikleri

ALACAKAYA (ELAZIĞ) MERMERİNDE GULEMAN OFİYOLİTİNİN MUCİZESİ

Tectonic Triggers for Postsubduction Magmatic-Hydrothermal Gold Metallogeny in the Late Cenozoic Anatolian Metallogenic Trend, Türkiye